İlk defa Çek yazar Karel Capek tarafından R.U.R adlı romanında kullanılan Robot kelimesi Çekçede işçi, köle, serf anlamına gelen robota kelimesinden üretilmişti. Daha sonra çeşitli yazarlar tarafından da kullanılan robot kelimesi günümüzün biliminin vazgeçilmez alanlarından birini oluşturuyor.

Geçtiğimiz yüzyılın en önemli bilimkurgu yazarlarından olan Isaac Isamov ise “I Robot” isimli çeşitli küçük hikayelerden oluşan kitabında 3 Robot Yasasını oluştururken bunun neredeyse bütün bilimkurgu dünyasını etkisi altına alacak bir kurallar zinciri olabileceğini tahmin etmiyordu.

3 Robot yasası aslında basit olarak robotların uymaları gereken kurallar zinciri olarak görülebilir. 3 Robot yasası;

Bir robot, bir insana zarar veremez ya da zarar görmesine seyirci kalamaz. 

Bir robot, birinci kuralla çelişmediği sürece bir insanın emirlerine uymak zorundadır.

Bir robot, birinci ve ikinci kuralla çelişmediği sürece kendi varlığını korumakla sorumludur.

 

Bu kurallarla Asimov teoride robotların insanlara zarar vermesinin önüne geçilmeye çalışmış ama insan hayatı ile çelişmediği sürece de robotların varlığını korumasını sağlamıştır.

Aslında sıralama oldukça basittir: İnsanlara zarar verme, Emirlere itaat et, Kendini koru.

 Peki artık sadece daha fazla kazanmanın yeterli olmadığı ve yeni değerlerin olmazsa olmazı haline geldiği şirketler dünyasına da bu 3 kuralı uygulayabilir miyiz? Sosyal sorumluluğun, hesap verebilirliğin, şeffaflığın ve adil rekabet gibi değerlerin önem kazandığı ve şirketlerin de bir nevi yaşayan ve düşünen organizma haline geldiği günümüz iş dünyasında 3 Robot Yasasını aşağıdaki gibi düşünebilir miyiz?

Bir şirket, topluma zarar veremez ya da zarar görmesine seyirci kalamaz. 

Bir şirket, birinci kuralla çelişmediği sürece toplum için çalışmalıdır.

Bir şirket, birinci ve ikinci kuralla çelişmediği sürece kendi varlığını korumakla yükümlüdür.

Burada da yasanın sıralaması aslında basittir: Topluma zarar verme, Toplum için çalış , Kendini Koru.

Şirketler bu basit 3 kurala uyabilirlerse hem etik dışı davranışlardan kaçabilecek hem de itibarlarını yerle bir edebilecek büyük skandallardan da uzak duracaklardır.

Örnek vermek gerekirse Hindistan Bhopal’da meydana gelen 15 bin kişinin ölümüne ve on binlerce kişinin de sakat kalmasına ve kalıcı sağlık sorunları yaşamasına sebep olan Bhopal Faciasını verebilir.

Bilindiği gibi tarım ilacı üretilen fabrika Amerikan Union Carbide şirketine ait idi. Şirket denetim eksikliğini, şehrin fabrikaya çok yakın olmasının risk yarattığını ve fabrikanın güvenliğinde sorun olduğunun bilinmesine rağmen operasyona devam etmeyi tercih etti. Bunun sonucunda meydana gelen kaza yüzbinlerce insanın hayatını etkiledi. Şirket aslında Bhopal faciasında 3 Robot yasasının önceliklerini değiştirmişti ve şu hale getirmişti: Kendini koru, Toplum için Çalış ve Topluma zarar verme.

Şirket hem kendi varlığını korumaya çalışmıştı hem de toplum için iş ve yatırım sağlıyordu ama bunu birinci kuralı göz ardı ederek yapmıştı. Toplumun zarar görme riskini görmeden gelip seyirci kalmıştı. Bu da aslında en önemli kuralın ihlali yani insanların zarar görmesine sebep oldu.

Bunun yanı sıra etik kodları, davranış kodları, etik ve uyum politikaları ve prosedürleri birçok şirkette kitabına uygun olarak mükemmel olarak düzenlenmiş olabilir. Şirket içinde eğitimler ile de bu etik ve uyum konularının en azından kitaba uygun olarak üstüne gidiliyor olunabilir.

Yalnız bunların hepsi görünürde de olabilir. Şirket çok kazanmayı her türkü etik ilke ve değerin üstünde gören bir anlayışa göre konumlanmışsa ne olacaktır? Özellikle üst yönetimin sadece görünürde arkasında olduğu bir etik ve uyum programı varsa bunun etkileri ne olacaktır? Aynı şekilde şirkette etik kültürü yerleşmemişse ve etik dışı iş yapmak bir gelenek halini almışsa bu önlemlerin hiçbirinin manası kalmayacaktır.

Enron böyle bir durum için çok iyi bir örnek olarak verilebilir. Şirket hem kendi varlığını korumak hem de yöneticilerinin zenginleşmesi için topluma zarar vermeyi kabullenmiş ve ona göre de davranmıştı. Sayfalarca yazılmış etik kodu ve çeşitli etik ve uyum prosedürleri bilhassa üst yönetim tarafından ihlal edilmişti. Şirket etik kültürü yerine etik dışılığı kendilerine rehber edinmişti. Sonuç Enron’un tarihe karışarak yok olması olmuştu.

Şirketlerin dünya vatandaşı olarak topluma karşı sorumluluklarını hiç unutmadığı ve asla savsaklamadığı bir iş dünyasının paydaşları çok daha az zarar görürken çok daha fazla kazanacaklardır.


Ali Cem Gülmen, TEİD Araştırma Direktörü

Makalelerdeki görüş ve yorumlar yazar veya yazarlara ait olup , Etik ve İtibar Derneği’nin konu ile ilgili düşüncelerini yansıtmamaktadır.