OECD bu hafta, yolsuzluğun tartışılması için hükümetlerin, hükümetler arası kuruluşların, iş dünyasının ve sivil toplumun bir araya geldiği yıllık Dürüstlük Forumunu düzenledi.  Robert Barrington, bu yıl yapılan toplantıdaki bazı önemli hususları tartışıyor.

 

Böyle toplantılar iyi ya da kötü olabilir, aynı konular hakkında  konuşan aynı kişilerden oluşan bir grup olabilir ya da düşüncelerin buluşma noktası olarak önümüzdeki yıl mücadeleye devam edecek kişilere ilham veriyor olabilirler.  Neyse ki bu yılki OECD Forumu olumlu bir sonuca ulaşacak gibi duruyor.  Panellerde, genel kurullarda ve belki de en önemli yer olan koridorlarda edindiğim yedi ana tema şunlardır:

 

 

  1. Her şey para değildir. Yolsuzluğun etkisinin analizi çoğunlukla, örneğin rüşvet verme ve yakalanma ihtimali ya da büyük yolsuzluk ekonomisi üzerindeki etkisi gibi, finansal maliyetler ve maliyet-fayda analizi üzerine odaklanmaktadır. Bu yıl, toplumdaki eşitsizlik, dışlanma ve hayal kırıklığı gibi diğer maliyetlerle ilgili insanın ufkunu açan bir tartışma yapıldı.  Konu Birleşik Krallık hükümetinin Yolsuzlukla Mücadele Şampiyonu Sir Eric Pickles’ın konuşmasında açık bir şekilde ifade edildi. Konuşmacı, Birleşik Krallık hükümetinin yolsuzlukla mücadele nedenlerinin, “hem etik hem de ekonomik” olduğunu belirtti.  TI bunun açıklanması için konuyu birkaç yıldır hükümete soruyordu: Bu durumun artık bir hükümet politikası olduğunu duymak güzel oldu.

 

  1. Şirketlerin politika edinmesi ve siyasi ilişkileri. Bilindiği üzere bu, iş gruplarından daha çok, hükümet ve yolsuzlukla mücadele kuruluşlarınının meselesi. Ama akıllı şirketler yakın gelecekte bu konuyu önemli bir mesele olarak değerlendirecek.

 

  1. Küresel güvenlik: Yolsuzluğun güven ortamını yok ettiği her zamankinden daha çok kendini belli ediyor. Hem terörizme yol açıyor hem de inancını yitiren insanları radikal gruplara yöneltiyor. Sorulması gereken soru ise “Yolsuzlukla mücadele toplumunda bu şekilde bir inanış oluştuğunda Konu dış politika görüşmelerinde de yer almaya başlayacak mı?” sorusudur.

 

  1. Temellerin doğru atılması: İhtiyacımız olan şeyin sadece çok sayısa yasa olmadığını hatırlatmak isterim. Kamu alımlarında şeffaflığın (yeni jargona göre “açık sözleşme”) sağlanması ve mevcut yasaların ve düzenlemelerin uygulanması gibi yapılabilecek bazı basit şeyler var. Buna örnek olarak savunma alanındaki ihracatlar verilebilir.  Kleptokratlara silah satışı kâr getirici olmasına rağmen küresel istikrarı desteklemediği oldukça açık. Ancak birçok ülkenin mevcut ihracat yasaları bu ihracatı önlemesi gerekir.  İhtiyacımız olan yeni bir kural değil, aksine mevcut kuralların uygulanmasıdır.

 

  1. Açık Veri. Bu konu son üç yıldır gündemde, ancak şu anda dünyanın her tarafında yolsuzlukla mücadele faaliyetiyle artan bir şekilde iç içe geçmiş durumda.

 

  1. İster yasadışı finansal para akışı olarak isterseniz para veya yasadışı sermayenin takibi olarak tanımlayın, kara para aklama ve yolsuzluk arasındaki bağlantılar her geçen gün daha da netleşiyor, benzer şekilde bunun sorumlusu veya kimlerin iştirak ettiği konusu da. Kesinlikle bankalar bu işin içinde, ancak avukatları, muhasebecileri, emlakçıları ve diğer “profesyonel ustaları” unutmamak lazım, çünkü bu kişiler olmadan yolsuzluk yapan kişilerin ve şirketlerin para kaçırması ve saklaması zor olurdu. Panama Belgeleri sonrası, bu temel analiz şimdi dünya çapında kabul gören bir bilgelik olarak durmaktadır.

 

  1. Gündemin kalkışı: Yardım ve yolsuzluk, doğanın korunması, iklim değişikliğinin hafifletilmesi ve yaban hayatının korunmasının zayıflatılmasında yolsuzluğun rolü ve yolsuzluğun kilit bileşeni olarak Kamu Şirketlerine daha fazla odaklanmak.

 

Son olarak, Birleşik Krallığın bu husustaki konumuyla ilgili olarak,  bir yıl önceki OECD Dürüstlük Forumu, Londra Yolsuzlukla Mücadele Zirvesinde yapıldı.  Birleşik Krallık hükümeti açıkça küresel öncülüğe üstlenmek için yola çıkmıştı.  Malesef şimdi, Brexit sonrası dönemdeyiz ve çok farklı bir ortam var.  Henüz hiçbir şey net değil.  Sir Eric Pickles doğru şeyleri söyledi.  Fakat, dünyanın gözü Birleşik Krallığın Yolsuzlukla Mücadele Stratejisi üzerinde.  Birinci Sınıf bir iş mi olacak yoksa içi boş mu çıkacak?  Ne zaman görünecek? (Aralık 2016 olarak söz verilmişti.)  Birleşik Krallık küresel standartları belirleyecek ve muhafaza edecek mi yoksa kısa vadeli iç politikanın içine dalarak geri mi çekilecek?  Birleşik Krallığın stratejisi yayınlandığında, bu gibi toplantılarda Birleşik Krallığın hala lider olmak isteyip istemediği belli olacaktır.


Kaynak: www.transparency.org.uk