İsveç’in telekomünikasyon devi Telia Company AB DOJ ve SEC yetkileri ile yaptığı anlaşma ile Özbekistan’da yaptığı ihlallerden dolayı toplamda 965 milyon dolar ceza ödemeyi kabul etti.

Telia , Rus-Norveç Vimpelcom ve Rus mobil operatörü MTS ile birlikte, Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov’un kızı Gulnara Kerimova’ya 1 milyar dolar rüşvet verdiği gerekçesiyle 2014 yılından beri soruşturuluyorlardı. Rüşvet parası olduğu öne sürülen 1 milyar doların önemli bir kısmı İsviçre bankalarında dondurulmuştu.

Telia Sonera Yönetim Kurulu Başkanı Marie Ehrling konu ile ilgili yaptığı açıklamada ’Telia Company’nin Özbekistan’a girişi sırasında etik olmayan yanlış bir yol izlediğini açıklamıştım. Şirket olarak bunun faturasını ödemeye hazırız. Bu konuya açıklık getirmek için ilgili makamlarla tam bir işbirliği içindeyiz. Ancak anlaşmak için önerilen rakamın çok yüksek olduğunu düşünüyoruz” demişti.

Ceza ile Telia Company FCPA cezalarında ilk sıralamaya yükseldi.

 

  1. Telia Company AB (İsveç): 965 milyon dolar 2017.
  2. Siemens (Almanya) : 800 milyon dolar 2008.
  3. Alstom (Fransa): 772 milyon dolar 2014.
  4. KBR / Halliburton (İngiltere): 579 milyon dolar 2009.
  5. Teva Pharmaceutical (Israil): 519 milyon dolar 2016.
  6. Och-Ziff (ABD): 412 milyon dolar 2016.
  7. BAE (Ingiltere ): 400 milyon dolar 2010.
  8. Total SA (Fransa) 398 milyon dolar 2013.
  9. VimpelCom (Hollanda) 397.6 milyon dolar 2016.
  10. Alcoa (ABD) 384 milyon dolar 2014.

Amerika Birleşik Devletleri Yurtdışındaki Yolsuzluk Uygulamaları Hakkında Kanunu’nun (“FCPA”) sınır ötesi etkisi neticesinde küresel ölçekte faaliyet yürüten şirketler bu yasal mevzuatın getirdiği düzenlemelerden ve bunların uygulanmasından kaynaklanan risklerden daha fazla etkilenmeye başladılar.

FCPA, uygunsuz bir menfaat elde etmek amacıyla yabancı bir kamu görevlisine yolsuz bir ödeme yapılmasını veya teklif edilmesini yasaklamaktadır. Bu noktada FCPA, yabancı kamu görevlilerine rüşvet verilmesini suç olarak öngören ve düzenleyen bir Amerika Birleşik Devletleri federal kanunudur. Bu anlamda FCPA, büyük Amerikan kurum ve kuruluşlarının dâhil olduğu bir dizi rüşvet skandalının ardından yasalaştığı 1977 yılında yolsuzlukla mücadele anlamında türünün ilk örneği olmuştur.

FCPA üç adet başlıca kişi sınıfına uygulanmaktadır:

“İhraççılar”, yani (A.B.D. veya başka bir ülke menşeili olan ve) bir A.B.D menkul kıymetler borsasında işlem gören herhangi bir neviden menkul kıymeti ihraç eden şirketler veya başka şekilde A.B.D Menkul Kıymetler Komisyonu’na (“SEC”) raporlamada bulunma mecburiyetinde olan şirketler.

“Yerli ticari teşebbüsler”, yani A.B.D kanunları kapsamında kurulan veya şirket iş merkezi ABD’de olan her tür işletme. Söz konusu tanım, ABD vatandaşlarını, uyruklarını veya mukimlerini de kapsar kabul edilmektedir.

“Herhangi bir kişi”, yani bir “ihraççı” veya bir “yerli ticari teşebbüs” olmayan genel olarak yabancı “ihraççı olmayan” şirketler ve yabancı uyruklular olarak kabul edilmektedir.

Buna ek olarak, bu üç başlıca kişi kategorisi, vatandaşlıklarına, uyruklarına veya ikametlerine bakılmaksızın bunların yetkililerinin, idarecilerinin, çalışanlarının ve üçüncü şahıs temsilcilerinin eylemlerinden de sorumludur. Buna kapsamda FCPA, söz konusu tüzel kişilerle ilişkili belli kişi ve kuruluşların eylemleri bakımından tüzel kişilerin cezai sorumluluğu kavramını da öngörmektedir. FCPA ceza hukuku bakımından A.B.D. Adalet Bakanlığı (“DOJ”) tarafından, medeni hukuk bakımından ise SEC tarafından ele alınmak ve yürütülmektedir.


Ali Cem Gülmen

Makalelerdeki görüş ve yorumlar yazar veya yazarlara ait olup , Etik ve İtibar Derneği’nin konu ile ilgili düşüncelerini yansıtmamaktadır.