ACFE’nin 2016 Global Suistimal Raporu’nda, Türkiye’den sadece 15 vaka yer alıyor. Örneğin dünyada suistimal konusunda birinci sırada olan Amerika’dan, 1038 vaka incelenmiş. Bizim bu konuda üstlerde yer almamamızın nedeni; şirketlerde suistimallerin az görülmesinden ziyade; ’’kol kırılır, yen içinde kalır’’ yaklaşımımız olmasın? Çünkü bu konuyu dile getirmeyi pek sevmiyoruz. Hatta getirisi götürüsünden fazla olan yöneticilere göz yumabiliyor, birbirine karşı dürüst olmayan ortaklara ses çıkarmıyoruz. Konuyu, yargıya taşınmadıkça ve özellikle de medyaya yansımadıkça; yok sayıyoruz.

Oysa suistimaller şirketleri içten içe yemeye devam ediyor. ACFE’ye göre şirketlere yaklaşık, yıllık gelirlerinin yüzde beşine mal oluyor. Suistimalin yol açtığı maddi zarar ortada. Ya itibar riski? Hem bu konuya değinmekten kaçınarak, gereken tedbirler önceden alınmıyor; hem de medya karşısında bir kriz durumunda, birbiri ardına yanlış hareketlerle, yıllarca yatırım yapılan kurumsal markalar, bir çırpıda harcanıyor. Medyadan kaçmanın; ya da kurum avukatlarının, halk tarafından anlaşılması zor demeçlerinin şirketleri kurtarabileceği düşünülüyor. Oysa Amerika’nın en büyük şirketlerinden Enron’un iflasına yol açan organize yolsuzluk, konunun boyutu ve önemini göstermiş; iş dünyasının dikkatini etik ve sürdürülebilirliğe çekmişti. Buna rağmen güncel istatistikler, hile ve suistimalin azalmadığını ortaya koyuyor. Şirketlerin yaşadığı krizleri de, medyadan takip etmeye devam ediyoruz. Peki Enron gibi çeşitli vakalar bizi ikna etmeye yeterli olmadı mı? Büyük bir risk alarak; yalanlara, hile ve yolsuzluklara neden devam ediliyor?

Bu sorunun cevabını, TEİD tarafından yayınlanan, Dürüst Olmamanın Ardındaki Dürüst Gerçek kitabının yazarı Dan Ariely’ye sorduk. Dan Ariely dünyanın önde gelen davranışsal ekonomistlerinden. Cevabı akılcı bir maliyet ve fayda analiziyle bulamayacağımızı söyledi. Ahlaklı davranıp, davranmamak çoğu kez hesaba katılmayan, akıl dışı güçlere bağlı. Ariely, insanların genellikle “Çok küçük bir oynama yaptım” “Herkes yapıyor” “Daha yararlı şeyler yapmak için bu yola başvuruyorum” gibi bahanelerin ardına sığındığını belirtti. Aslında sahtekarlar sadece çevrelerini değil, ilk başta kendilerini kandırıyor. Haklı sebepleri olduğuna inanıyor, özellikle de ufak çapta hilelere göz yumulan bir çevre içindeyse; hemen uyum sağlıyor. Yani sahtekarlık bulaşıcı. Dolayısıyla en etkin çözüm, hile ve suistimalleri hoş görmeyen bir sistem kurmak. Ufak ufak götüren yöneticilere, işini bilen çalışanlara geçit vermemek. Çünkü ahlak algısı değiştikçe ve etik kültürü zarar gördükçe; küçük bir kartopu, zamanla büyüyerek, şirketleri yıkabilecek bir çığa dönüşüyor. Ve iş işten geçmiş oluyor.

13-19 Kasım 2016, ACFE tarafından Global Suistimal Haftası olarak ilan edildi. Kurucusu olduğum Headline İletişim de, bu global hareketin resmi destekçisi oldu. İş işten geçtikten sonra, durumu medya ve toplum karşısında toparlamaya çalışmak yerine; proaktif olarak, gereken tedbirleri önceden almaya, eğitim ve iletişimle etik kültürü geliştirmeye dikkat çekmek istedik. Hafta boyunca blogumuzda, Dan Ariely’nin Türkiye’ye özel mesajı, konuya farklı perspektiflerden yaklaşan uzmanların makaleleri ve çeşitli bilgileri paylaşacağız. headlinebpr.com/headlineblog adresindeki blogumuza bekleriz.

ACFE’nin 2016 Global Suistimal Raporu’na göz atmak isterseniz, http://www.acfe.com/rttn2016.aspx adresinde yayınlanıyor.

Ayrıca şirketlerde suistimal risklerinin nasıl azaltılabileceğiyle ilgili bilgiler ve interaktif araçlara da fraudweek.com adresinden ulaşabilirsiniz.


Arzu Pınar Demirel
Headline İletişim Başkanı

Makalelerdeki görüş ve yorumlar yazar veya yazarlara ait olup , Etik ve İtibar Derneği’nin konu ile ilgili düşüncelerini yansıtmamaktadır.