İş dünyası her geçen gün değişip gelişerek kendini teknolojiye ve beraberinde gelen yeni koşullara adapte etmeye çalışıyor. Değer odaklı düşündüğümüzde ise adil rekabet, kurum kültürü, iş etiği gibi kavramları -büyük ölçüde uluslararası düzenlemelere borçlu olsak da- daha fazla duyuyoruz. Bu elbette olumlu bir gelişme ancak belki de herhangi bir zorlama olmadığı için atladığımız çok temel bir kavram var: kadın.

TDK’nın tanımına göre iş adamı: “Kazanç sağlamak amacıyla ticaret veya sanayiye yatırım yapan kişi.”yi ifade ediyor. Diğer yandan “iş insanı” için herhangi bir tanım bulunmuyor, yani aslına bakarsanız 21. yüzyıla gelmiş olsak da bu dünyanın kadınlara pek fazla kucak açtığını söylemek mümkün değil.

Bir kadın olarak kendi ayaklarınızın üzerinde durabilmek konusunda ısrarcıysanız, kendi yerinizi açıyorsunuz tabii ama yine işiniz “iş adamları”na göre daha zor oluyor. Uluslararası organizasyonların konuşmacılarına baktığımızda, yönetim kurullarında, büyük organizasyonların toplu fotoğraflarında, devlet erkanında, önemli addedebileceğimiz pozisyonlarda parmakla gösterebileceğimiz kadın sayısı bu yolda daha atılacak çok fazla adım olduğunu gösteriyor.

Ülkemize özgü olmayan bu durum, Avrupa’da da tepkiye yol açıyor. Fransa’da Fondation Concorde adında bir düşünce kuruluşunun araştırmasına göre kadınlar aynı şartlardaki aynı iş için ortalama %26,3 daha az para kazanıyor. Bu konuya dikkat çekmek için, 7 Kasım 2016’da binlerce İzlandalı iş kadını, aynı şartlarda çalışan erkek meslektaşlarına göre artık karşılığını almadıkları saat olan 14:38 itibariyle işi bıraktı. Benzer şekilde 3 Kasım 2017’de Fransız kadınlar, 2017 yılı için artık bedavaya çalışmaya başladıkları 11:44 saatinde paydos etti.

Dünya Ekonomik Forumunun 2017 yılı raporuna göre iş dünyasında kadın erkek eşitliğinden tam anlamıyla bahsedebilmemize daha 217 yıl var (ki bu sayı 2016 yılında 170 yıl olarak açıklanmıştı). Kadınlar müjde, 2234 yılında yaptığımız iş, erkek meslektaşlarımızla aynı değerde olacak!

Diğer yandan pozisyon itibariyla da kadınları yönetici koltuğunda görmek daha zor, KPMG Türkiye iş dünyasında yönetici kadının yerine ışık tutmak için Temmuz 2017’de 15 ay süren “Kilidi Kırmak” araştırmasını paylaştı. Bu araştırmaya göre ise kadın yönetici olmanın önündeki beş engel:

  • Kadının büyük bir şartlanmayla baştan yöneticiliğe düşünülmemesi
  • Kadının kendi şartlanmışlığı ile zaten yöneticiliği hedefine koymaması
  • Kadının anneliğinin engel olarak görülmesi
  • Annelik için verilen aranın zaman kaybı olarak değerlendirilmesi
  • Kadınlar işe alınırken ya da yönetici konumuna getirilmesi düşünülürken; “Evliliği ya da anneliği çok çalışmasına ya da seyahat etmesine engel olabilir” önyargısının zihinlerde hakim olması.

şeklinde karşımıza çıkıyor. Kadını ve erkeği kalıplardan çıkarıp, ön yargılardan arındırmayı önümüzdeki iki yüz yıl daha beceremeyecek miyiz gerçekten? Nasıl ki iş dünyasını yolsuzlukla mücadele, iş etiği alanlarında toplumun itici gücü olarak görüyorsak kadın – erkek eşitliği açısından da aynı çaba gösterilmeli.

İyi örnekler de yok değil elbette; 18 Ocak 2018’de TÜSİAD adını “Türk Sanayici ve İş İnsanları Derneği” olarak değiştirdiğini açıkladı.

Eğer ki bizler iş dünyasını geliştirecek değer tanımlamalarımızı insan üzerinden yapıyorsak en önce “insan” tanımını doğru yapmamız gerekir. İş dünyası erkeklerden ibaret değil, kadınlara emeklerinin karşılığını vermek için 2234 yılını beklemeyelim!


Cansu Kızılkaya – Etik ve İtibar Derneği, İletişim Uzmanı

Makalelerdeki görüş ve yorumlar yazar veya yazarlara ait olup , Etik ve İtibar Derneği’nin konu ile ilgili düşüncelerini yansıtmamaktadır.

Kaynak: http://fondationconcorde.com/?p=4253

http://www3.weforum.org/docs/WEF_GGGR_2017.pdf

https://home.kpmg.com/tr/tr/home/insights/2017/07/is-dunyasinda-yonetici-kadinin-yeri.html