“Neredeyse tüm eğitimlere, atölye çalışmalarına ve seminerlere aynı soruyla başlıyorum. Bu dünyada her şey bembeyaz olsaydı, beyazı tarif edebilir miydik?” Mustafa İlgün

Cevap, tabii ki hayır. Sonra da şöyle devam ediyorum; ‘beyazı tarif etmek için bir küçücük karartı yeter’. Çünkü, ancak bir kontrast varsa beyazın tarifi yapılabiliyor.

Algılama referansla çalışan bir yeti. Sadece karşıtlığın olduğu durumlarda işliyor. Mesela, etik dediğimiz anda, etik dışı bir şeylerin varlığını da kabul etmiş oluyoruz. Sufi kültürde de bu yaklaşımın bir benzeri var; ‘kıstasta yaşam vardır’ diyor Abdülbaki Gölpınarlı. Yani, bir şey varsa, ancak bir karşıtıyla vardır; hayat böyledir. Tabii, insan da nasibini alıyor bu karşıtlıktan. Üstelik insan, karşıtlıkları bir de içinde yaşıyor. Bu nedenle, kimse sütten çıkmış ak kaşık değil. Tam bu noktada konu kişiye göre değişen bir hal alıyor. Ancak, etik, küresel bir kavram. Ahlak dahi, kültürlere göre farklılıklar gösterebiliyorken, etik en azından genel prensipleriyle dünyanın her yerinde aynı. Bu, etiğin önemini daha da artırıyor şüphesiz.

Etiğin kurumsallaşması önemli. Bunun için uygulanan çok çeşitli yöntem var. Mesela, ‘Whistle blowing’ olarak bilinen ve ‘*espiyonaj’ı kurumsallaştıran bir uygulama var. Bu uygulamada, etik dışı bir olay ilgililere gizlice bildirilebiliyor. Bir etik kitapçığı yayınlanması da çokça rastladığımız işlerden. Bazı yerlerde konuyla ilgili değişken ekran koruyucuları kullanılıyor. Bu uygulamada, çalışanın ekranına özlü sözler, kural hatırlatmaları vb. metinler ulaştırılıyor. Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Etik denildiğinde kurumsal çatının altında bir konudan bahsediliyor olsa da, odakta insan var. Çünkü, etik, evrensel; ama, hareket noktası kişisel. Bu nedenle şu soruyu kendimize sorarak başlayabiliriz; ‘Ben ne kadar güvenilirim?’. Tabi, bu soruyu insanın kendisine sorması ve gerçekten kendi canını acıtacak bir cevap vermesi hiç kolay değil. Ama, etiğin başlangıç noktası bu.  Bir hemşireye, kendine iğne yapıp, yapamadığını sormuştum; ‘İşte ben onu yapamıyorum’ dedi. Şifa için bile olsa, kendini yaralama fikri ona imkansız geliyordu. Oysa, iyi bir başlangıç için elde etmemiz gereken yetenek de bu; gerektiğinde kendimize iğneyi batırabilmek. Şifa niyetine…

*Casusluk ve gizli bilgi toplama operasyonlarının genel adı.


Mustafa İlgün, İlgün Danışmanlık Kurucu Ortağı

Mustafa İlgün, profesyonel iş hayatına 1990 yılında Coca-Cola’da kurucu ekipte aldığı görevle başladı. Daha sonra Türk- Pirelli’de pazarlama departmanında sürdürdüğü kariyerine Anadolu Efes’te devam etti.

Görevi süresince pazarlama ve iletişim alanlarında çalıştı. Genel merkezde 6 ülkeyi kapsayan bir coğrafyada ticari pazarlama ve kurumsal iletişim sorumluluklarını üstlendi.

Rio de Janeiro’da yapılan uluslararası Rio+20 iklim toplantısında Anadolu Efes’i temsilen, ‘Sürdürülebilir Tarım’ projesini uluslararası görüş liderleriyle paylaştı. Sürdürülebilirlik ve kadın emeği konularında çeşitli kuruluşların danışma kurullarında yer aldı.

Kariyeri boyunca yenilikçiliği bir kültür olarak ele alan ve bu kültürü pekiştirme gayreti içinde bulunan İlgün, çok sayıda iletişim projesine ve sürdürülebilirlik alanındaki çalışmaya liderlik etmiştir. İlgün, kariyerini kurumsal iletişim, pazarlama iletişimi konularında danışmanlık yaparak ve eğitimler vererek sürdürmektedir.

 

Makalelerdeki görüş ve yorumlar yazar veya yazarlara ait olup , Etik ve İtibar Derneği’nin konu ile ilgili düşüncelerini yansıtmamaktadır.