Her ne kadar serbest piyasa ekonomisi toplum ve toplulukların ihtiyaçlarını karşılamaktaki en etkili finansal sistem olarak geçerliliğini sürdürüyor olsa da bu sistemin faydalı olan ve olmayan yönlerini anlamak yolunda ilerlerken, çoğu da sosyal olan, birçok bedel ödedik ve ödüyoruz.

Bir şirketin temel hedefinin kâr etmek olarak tanımlandığı günler geride kaldı. Hem toplumlar hem de kurumlar kârın kantitatif özelliklerinin yanında kalitatif özelliklerinin de olduğunun farkına vardılar. Artık kârlılığın sadece ne kadar olduğu değil nasıl elde edildiği, varlığın nasıl paylaşıldığı ve işin sürdürülebilir olup olmadığı da sorgulanır hale geldi.

Günümüzde şirketler sorumlu iş modellerini benimsemek ve etik standartlara uygun çalışmak yönünde her zaman olduğundan daha fazla sorgulanır hale geldiler.

Her ne kadar kârlılık, istihdam, üretim ve maliyet hala bir işi tanımlarken kullandığımız ana kriterler olsa da her şirketin bir dünya vatandaşı olduğu ve içinde bulunduğu topluma karşı sosyal ödevleri de olduğu genel ksorumluabul görmüş bir gerçektir. Yüksek kâr arayışını ve ekonomik başarının etik değerlerden vazgeçmek, dünya kaynaklarını sorumsuz tüketmek ve adil sosyal düzeni zedelemek pahasına olamayacağının anlaşıldığı bir dönem yaşıyoruz.

Klasik anlamda, bir girişimin başarısı ve hayatta kalması gelirleri ile giderler arasındaki farkın gelirler lehinde olmasına bağlıdır.

Sorumlu iş modeli ise tekrarlanabilir verimin, sürekliliğin sağlanması ve sürdürülebilir olması bakımından gelir gider farkına farklı bir anlam yükler… Kârlılık, verim artırma yönündeki ar-ge çalışmalarını besleyecek, şirketin sosyal vatandaşlık görevlerini yerine getirmesine yetecek, etkin kaynak kullanımı programları ile dünya kaynaklarını verimli kullanacak teknolojileri geliştirecek veya adapte edecek yani üretiminin uzun vadeli “gerçek” maliyetini karşılayacak seviyede olmalıdır.

Kısacası bir şirketin başarısı sadece finansal performansa değil finansal, çevresel ve toplumsal performansa bağlıdır.

Etik programı bir şirketin sürdürülebilir başarıyı elde etmedeki en etkili araçlarının başında gelir. Etik programı şirket yöneticilerini başarıya götürürken şu hususları anlamalarına ve yönetmelerine yarar:

  • Sosyal, ekonomik, politik ve hukuki dinamikleri anlamalarını sağlar
  • Kurum kültürünü anlamayı ve doğru yönetmeyi sağlar
  • Etik risk alanlarının tanımlanmasını sağlar
  • Etkin itibar yönetimi programlarının uygulanabilmesini sağlar
  • Paydaş taleplerinin anlaşılmasını ve buna uygun politikaların uygulanabilmesini sağlar

Sorumlu iş modelini benimseyen şirketler sorunun parçası olmak yerine çözüm tarafında olmayı tercih etmiş şirketlerdir.

Örneğin bir lisansın alınması için “herkes öyle yaptığından” ya da “böylesi daha kolay olduğundan” rüşvet vermeyi tercih eden şirket, bunu hissetmese de, dünyadaki adaletsiz gelir dağılımının, doğal kaynakların verimsiz kullanımının, adaletsiz rekabet ortamının, birçok sosyal sorunun oluşmasına ve sürmesine sebep olan yolsuzluğa destek vermekte, bu davranış biçimini beslemekte olduğunu unutmamalıdır.

Sorumlu İş Modelinin Şirkete Yararları
Sorumlu iş modelinin bir şirkete olan katkı ve faydalarından önde gelen bazıları şu şekilde sıralanabilir:

  • Güçlü bir kurumsal itibarın sağlanması
  • Risklerin kontrolü
  • Giderlerin azaltılması
  • Personel ve temsilcilerin etik dışı davranışlarından korunma
  • Performans ve üretkenliğin ve rekabet gücünün artması
  • Sermaye, kredi ve yabancı yatırımcıya ulaşım