Suistimal, şirketlerin zarar görmesine neden olan önemli bir risk. Bu risk, sanılanın aksine yalnızca mali varlıklar üzerinde değil, şirket itibarının ve hatta pazar payının kaybedilmesinde bile etkiye sahip. Uluslararası pek çok kuruluş suistimalin tespit edilmesine ve önlenmesine hatta suistimalcinin profiline ilişkin çalışmalar gerçekleştiriyor ve farkındalığın artması için mücadele veriyor.

2020 yılı içerisinde bu alanda yapılmış en kapsamlı iki çalışma öne çıkıyor. Bunlardan biri ACFE tarafından Nisan ayında yayınlanan Küresel İş Suistimali Araştırması, diğeri ise PwC tarafından Mart ayında yayınlanan Küresel Ekonomik Suçlar ve Suistimal araştırması.

 

85,000’den fazla üyesiyle dünyanın en büyük suistimalle mücadele kuruluşu olan ACFE (Association of Certified Fraud Examiners) her iki yılda bir Uluslara Rapor: Küresel İş Suistimali ve İstismar Çalışması  (“Report to the Nations: Global Study on Occupational Fraud and Abuse) adı altında bir suistimal araştırması gerçekleştirmek üzere onlarca ülkeden toplanan suistimal vakalarını inceleyerek; suistimalin tespitine, önlenmesine ve suistimalcinin profiline ilişkin istatistiki bilgiler sunuyor.

 

ACFE’nin çalışmaları, iç denetçiler, mali müşavirler, etik ve uyum sorumluları, suistimal inceleme uzmanları, akademisyenler, şirket yöneticileri, avukatlar vb. meslek grupları tarafından sıklıkla kullanılıyor ve pek çok çalışmaya referans oluyor.

 

Çalışmanın on birinci versiyonu olan 2020 Uluslara Rapor, 125 ülkeden 2,504 farklı vakanın katılımıyla geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Raporda bildirilen suistimal vakaları nedeniyle oluşan kayıp tutarı 3.6 milyar Amerikan Doları olarak ölçülürken çalışmaya Türkiye’den 13 vaka dahil edildi.

 

ACFE 2020 raporunda öne çıkan istatistikler şu şekilde:

 

  • İşletmeler yıllık gelirlerinin yaklaşık %5’ini suistimal yoluyla kaybe
  • Toplam kayıp tutarı 6 Milyar USD ve ortalama vaka başı kayıp yaklaşık 1.5 Milyon USD.
  • Ortalama bir vaka 14 ay sürüyor.
  • Hilelerin %86’sı varlıkların kötüye kullanılması yoluyla meydana geliyor ve bu yolla oluşan ortanca kayıp tutarı 100 Bin USD.
  • Suistimallerin tespitindeki en etkin yöntem %43 ile ihbar.
  • Suistimallerden en çok etkilenen sektörler arasında; bankacılık ve finansal hizmetler, kamu sektörü ve üretim sektörü öne çıkıyor.
  • Suistimalcilerin %42’sinin geliri üzerinde yaşam tarzı sürmesi en sık görülen davranışsal kırmızı bayraklar arasında bir numarada yer alıyor.

 

PwC ise 20 yılı aşkın süredir her iki yılda bir Küresel Ekonomik Suçlar ve Suistimaller Araştırması’nı gerçekleştiriyor. Çalışmada finansal tablo hileleri, varlıkların kötüye kullanılması, rüşvet ve yolsuzluk, siber suçlar, vergi suistimalleri ve kara para aklama gibi ondan fazla suistimal türü inceleniyor.

 

Geçtiğimiz Mart ayında yayınlanan raporda, 99 ülkeden 5 binden fazla katılımcı yer aldı. Anketi cevaplayanların %62’sini üst düzey yöneticiler oluştururken, katılan şirketlerin %72’si yıllık 10 Milyon ABD Doların üzerinde ciroya sahip.

 

PwC’nin 2020 yılındaki çalışmasında öne çıkan bilgiler şu şekilde:

 

  • Katılımcıların %47’si geçtiğimiz iki yıl içinde bir suistimal ile karşılaştıklarını ifade ediyor.
  • Suistimal yoluyla kaybedildiği raporlanan toplam kayıp tutarı 42 Milyar ABD Doları.
  • Şirketler son iki yıl içinde ortalama 6 suistimal vakası ile karşı karşıya kaldılar.
  • En sık rastlanan suistimal türleri sırasıyla, müşteri suistimalleri, siber suçlar, varlıkların kötüye kullanılması ve rüşvet / yolsuzluk olarak öne çıkıyor.

 

ACFE’nin 2020 Uluslara Raporlar çalışması ve PwC’nin 2020 Küresel Ekonomik Suçlar ve Suistimaller Araştırması incelendiğinde suistimal ile ilgili aşağıdaki trendler veya değişimler öne çıkıyor.

 

Bankacılık ve Finansal Hizmetler Sektörü En Çok Vakanın Yaşandığı Sektör

ACFE’nin sunmuş olduğu istatistikler, suistimallerin %44’ünün özel şirketlerde görüldüğünü, bunu sırasıyla %26 ile kamu şirketlerinin ve %16 ile devlet kurumlarının izlediğini söylüyor.

 

Suistimal vakalarının en sık rastlandığı sektörler incelendiğinde, 386 vaka ile bankacılık ve finans sektörü, 195 vaka ile kamu sektörü göze çarpıyor. Bu iki sektördeki mevzuatın ve farkındalık seviyesinin fazla olması ortanca suistimal kaybının diğer sektörlere göre daha sınırlı kalmasını sağladığı söylenebilir (100 Bin ABD doları). Diğer yandan, tutar olarak en yüksek kaybın yaşandığı sektörlere bakıldığında 475 Bin USD ile madencilik ve 275 bin USD ile enerji sektörü öne çıkıyor.

PwC’nin çalışması ise Finansal Hizmetler sektöründe rastlanan suistimal türlerinin %27’sinin müşteri suistimalleri, %17’sinin siber suçlar ve %15’inin muhasebe/finansal tablo hileleri olduğunu ortaya koyuyor.

 

Kayıp Tutarında ve Suistimal Süresinde Düşüş Trendi Göze Çarpıyor

 

Bir suistimal vakasının tespit edilme süresi, suistimalin kaç kişi tarafından veya hangi pozisyondaki çalışanlar tarafından yapıldığı ve suistimalin türünün ne olduğu gibi faktörlere bağlı olarak değişkenlik gösteriyor. 2020 ACFE Raporu, tipik bir suistimal vakasının ortalama 14 ay sürdüğünü ve ortanca kayıp tutarının 125.000 Amerikan Doları olduğunu ortaya koyuyor. Aşağıdaki grafik, yıllar itibariyle ACFE çalışmalarındaki ortanca kayıp tutarlarını ve tespite kadar geçen süreyi gösteriyor.

 

 

Geçmiş çalışmalar ile 2020 çalışması karşılaştırıldığında hem ortanca kayıp tutarında hem de tespite kadar geçen sürede bir azalış eğilimi olduğu görülüyor. Bu eğilimin başlıca sebepleri arasında suistimal farkındalığının artırılması, regülasyonların sıkılaştırılması ve suistimalin tespit edilmesine yönelik dijital araçların gelişmesi gösterilebilir.

 

Suistimalin tespit süreleri türlerine göre farklılıklar gösteriyor. Finansal tablo, bordro, çek ve ödeme hileleri ile masraf iade hilelerinin tespit edilmesi ortalama 24 ay sürerken; yolsuzluğun tespitine kadar geçen zaman ortalama 18 ay; parasal olmayan hileler ise ortalama 13 ay sürüyor.

 

PwC’nin araştırması, raporlanan suistimal vakaları arasında çalışan suistimali nedeniyle gerçekleşen kayıpların %50’sinin 10 Milyon ABD Doları veya üzerinde kayıpla sonuçlandığını ortaya koyuyor. Bu da ACFE’nin çalışmasına paralel olarak, suistimalin erken tespit edilerek zararın en aza indirgenmesi için etkin bir ihbar mekanizmasının, aktif bir iç denetimin ve sürekli yönetim gözetiminin önemini ortaya koyuyor.

 

 

Yazan: Dr. Gökhan Yılmaz ACFE Türkiye Başkanı. –  Engin Aksoy Kıdemli Danışman, PwC Türkiye

Makalelerdeki görüş ve yorumlar yazar veya yazarlara ait olup , Etik ve İtibar Derneği’nin konu ile ilgili düşüncelerini yansıtmamaktadır.