Varlıkların Kötüye Kullanılması En Sık Rastlanan Suistimal Türü

 

Öncekilerle paralel olarak, ACFE’nin 2020 yılındaki çalışması en sık görülen suistimal türünün şirket varlıklarının kötüye kullanılması olduğunu söylüyor. Bu türe ait en yaygın suistimaller faturalama işlemleri, parasal olmayan işlemler (örn. Zimmet, masraf suistimali vb) ve personel masrafları konularında yaşanıyor.

Raporda yer verilen istatistiklere göre, incelenen vakaların %86’sı varlıkların kötüye kullanılması olurken, bunu %43 ile yolsuzluk ve %10 ile finansal tablo hileleri takip ediyor. Bu türlerin neden olduğu ortanca kayıp tutarları incelendiğinde, yine önceki raporlar ile paralel şekilde, finansal tablo hilelerinin neden olduğu kayıp tutarının görece daha yüksek olduğu göze çarpıyor. Bunun nedeni olarak finansal tablo hileleri vakalarının çoğunda suistimalin arkasında çalışanlar değil üst düzey yöneticilerin bulunmasından kaynaklı ortaya çıkarma zorluğu gösterilebilir.

 

ACFE raporundan farklı olarak PwC’nin araştırması en yaygın rastlanan suistimal türünün %35 ile müşteri suistimalleri olduğunu belirtiyor. Sonrasında ise %34 ile siber suçlar ve %31 ile varlıkların kötüye kullanılması geliyor.

 

Katılımcıların 1/3’ü ise kendilerinden rüşvet istendiğini veya bir iş fırsatını rakiplerinin rüşvet vererek kazandığına inandıklarını belirtiyorlar. Araştırma, şirketlerin %60’ının rüşvet ve yolsuzluk ile mücadele programlarının olmadığını ortaya koyuyor.

 

İhbarlar Suistimali Tespitte Açık Ara En İyi Yöntem Olmaya Devam Ediyor

 

ACFE’nin yapmış olduğu araştırmalar, en önde gelen suistimal tespit etme yöntemlerinin ihbar, iç denetim ve yönetim gözetimi olduğunu ortaya koyuyor. İhbar hattı olan işletmeler suistimale bağlı kayıplarını neredeyse yarı yarıya azaltabiliyor ve suistimali %30 daha hızlı tespit edebiliyor.

 

ACFE Raporu, %43 ile ihbarın suistimali tespit etmede en etkili yöntem olduğunu ortaya koyuyor. Önceki yıllar ile karşılaştırıldığında da bu oranın benzer seviyelerde olduğu görülebilir. Raporda aynı zamanda, ihbar hattı olan işletmelerde bu oranın %49’a çıktığı, olmayan işletmelerde ise ihbar yoluyla tespit edilen vakaların %31 olduğu belirtiliyor.

 

Öte yandan ihbar hattı olmayan işletmelerdeki ortanca kayıp tutarı, olan işletmelerin yaklaşık iki katı. Bu da etkin bir şekilde işleyen ve sadece çalışanlara değil, tüm paydaşların kullanımına açık ihbar hatlarının suistimalin hızlı tespitinde ve zararın en aza indirgenmesinde şirketler için önemli bir rol oynadığını ortaya koyuyor.

 

PwC Araştırması incelendiğinde ve geçtiğimiz yıllardaki çalışmalar ile karşılaştırıldığında, suistimal vakası raporlayan şirketlerin artış trendi içerisinde olduğunu söylemek mümkün. Bunun nedeni olarak, küresel şirketlerin suistimal ile mücadele farkındalığının artması gösterilebilir. Şirketler, suistimalin artık yalnızca karlılıklarını değil aynı zamanda müşterilerini, tedarikçilerini ve daha da önemlisi itibarlarını hedef aldığını daha iyi biliyor. Bu sebeple, bu riski görmezden gelip sessiz kalmak yerine şirketler öne çıkarak suistimal tecrübelerini paylaşıyorlar.

 

Çalışanın Pozisyonu Suistimal Sıklığını ve Tutarını Etkiliyor

 

Vakalar incelendiğinde, suistimallerin %41’inin müdür seviyesinin altındaki çalışanlar tarafından gerçekleştirildiği gözleniyor. Müdür seviyesindeki çalışanlara bakıldığında bu oranın %35 olduğu ve şirket ortakları/üst düzey yöneticilerde de oranın %20 olduğu görülüyor.

 

ACFE raporu, vakaların en sık görüldüğü birimlerin operasyon ve muhasebe departmanları olduğunu ortaya koyuyor. Eksik veya yetersiz politika ve prosedürler veya görevler ayrılığı ilkesine ilişkin yeterli önlemlerin alınmadığı durumlarda bu birimlerde karşılaşılan suistimal vakalarında artış görülebiliyor. Üst düzey yöneticiler ve şirket ortaklarının daha geniş işlem yetkileri ve şirket varlıklarına daha kolay erişebilmeleri kayıp tutarının görece daha yüksek olmasının sebeplerinden birisi olarak gösterilebilir.

 

 

En Öne Çıkan Davranışsal Kırmızı Bayrak: Lüks Yaşam Tarzı

 

Suistimal yapan kişilerin bazı davranışları suistimalin tespit edilmesinde ve sorumlu kişilerin ortaya çıkarılmasında yardımcı olabiliyor. Bu kırmızı bayraklar her zaman ve doğrudan suistimale işaret etmese de daha detaylı bir inceleme yapılması için ipucu teşkil edebiliyor. ACFE’nin raporunda, vakaların %85’inde suistimalcilerin davranışsal kırmızı bayraklar gösterdiği belirtiliyor.

 

Önceki çalışmalar ile paralel bir şekilde, bu sene de en sık görülen davranışsal kırmızı bayrakların gelir üzerinde yaşam tarzı, finansal zorluklar ve tedarikçi / müşteriler ile olağandışı yakın ilişkiler olduğu görülüyor. Gelir üzerinde yaşam tarzı 2008 yılından beri araştırmada en sık görülen davranışsal kırmızı bayrak olarak öne çıkıyor. Bundan hareketle çalışanların hayat tarzı üzerindeki ani ve sebepsiz değişimlerin gözlemlemesi suistimalin tespit edilmesinde etkili olabilir. Elbette daha ileri bir araştırma kişisel verilerin güvenliği nedeniyle ülkeden ülkeye değişiklik gösterebilir.

 

 

Suistimalleri Önlemek Tespit Etmek Kadar Hatta Daha Önemli

 

PwC Araştırması suistimale karşı daha güvenli bir pozisyonda kalabilmek için şirketlerin uyguladığı üç yöntemi ifade ediyor – Soruşturma gerçekleştirmek, iç kontroller ile birlikte politika ve prosedürleri iyileştirmek ve kurallara aykırı davranan çalışanlara disiplin cezası uygulamak.

 

Katılımcıların neredeyse yarısının bir suistimal vakası ile karşı karşıya kaldıklarında herhangi bir soruşturma gerçekleştirmediklerini işaret ediyor. Suistimalin kök nedenlerinin belirlenmesi bir daha böyle suistimal ile karşılaşma olasılığının minimuma indirilmesi demek. Suistimali tamamen engellemenin bir yolu yok ancak onunla nasıl mücadele edileceğini bilmek ve ona her daim hazır olmak suistimali en az hasarla atlatmanın önünü açıyor.

 

Suistimalin önlenmesinde şirketlerin alacakları proaktif tedbirler büyük rol oynuyor. Bu önlemler suistimal riskinin yönetilmesi için gerekli ancak riski en aza indirirken sahip oldukları etki ağırlığı birbirlerinden farklı. ACFE’nin raporu özellikle dört önleyici faaliyetin şirketlerdeki suistimal kaybını ve suistimalin süresini yarı yarıya veya daha daha fazla azalattığını ortaya koyuyor.  Çalışmaya göre etkin bir ihbar hattı, çalışanlar ve paydaşlar tarafından benimsenmiş iş etiği kuralları ve hem çalışanlar hem de yöneticiler için düzenlenecek olan suistimal ile mücadele eğitimleri suistimal riskinin indirgenmesinde daha etkin bir role sahip.

Suistimal, insanın ve menfaatin olduğu her yerde karşılaşılabilecek ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Bunu yokmuş gibi görmek, buna yatırım yapmamak daha fazla kaybın önünü açmak demek. Artan regülasyonlar ve farkındalık ile birlikte, suistimale karşı önlem alan şirketler kendilerini hem finansal hem de itibar riskine karşı korurken, önlem almayan şirketler suistimal risklerine karşı daha savunmasız kalacaklar.  Bu riski daha aza indirmenin yolu ise farkında ve hazırlıklı olmaktan geçiyor.

Yazan: Dr. Gökhan Yılmaz ACFE Türkiye Başkanı. –  Engin Aksoy Kıdemli Danışman, PwC Türkiye

Makalelerdeki görüş ve yorumlar yazar veya yazarlara ait olup , Etik ve İtibar Derneği’nin konu ile ilgili düşüncelerini yansıtmamaktadır.