Avrupa Yeşil Mutabakatı Nedir?

İçinde bulunduğumuz teknoloji çağında sanayinin küresel boyutta büyük bir hızla gelişmeye devam etmesi, ekonomik kalkınmayı desteklerken çevre bakımından ise yadsınamaz problemlere sebep olmaktadır. Bu problemler dünya çapında orman yangınlarının yaygınlaşması, Afrika ve Asya kıtalarında çölleşmenin artması, yükselen deniz seviyelerinin Pasifik adaları ve Avrupa kentleri için tehdit oluşturması, hava kirliliğinin artması ve benzeri konularda kendini göstermektedir.

Bu sebeple 2019 yılında Avrupa Birliği (“AB”) Avrupa Yeşil Mutabakatı (“Yeşil Mutabakat”) adını verdiği bir strateji ortaya koymuştur. Toplum sağlığı, doğanın ve vahşi yaşamın korunması, gelecek nesiller için sağlıklı bir ortam hazırlanması gibi başlıkları kapsayan Yeşil Mutabakat iklim ve çevre odaklı problemler için etkili çözümler sunarak Avrupa Birliği için belirlediği büyüme stratejisini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda 2050 yılına kadar karbon-nötr bir kıta olabilmek adına eylem planı oluşturarak 2020 yılı ve izleyen yıllar için atılacak adımlardan oluşan bir yol haritası çıkarılmıştır.

Avrupa Birliği’nin vergilendirme, tarım, sanayi, altyapı, enerji politikalarına yansıtacağı çevre dostu bakış açısının işletmelerce kolaylıkla benimsenebilmesi ve Yeşil Mutabakat çerçevesinde belirlenen adımların geri döndürülemez olması amacıyla ilk olarak Avrupa İklim Yasası hazırlanması planlanmıştır. Ayrıca ekonomik düzenin tüm aktörlerini kapsayarak dönüşümü desteklemek adına Sürdürülebilir Avrupa Yatırım Planı ile önümüzdeki on yılda bir trilyon Euro değerinde yatırımın desteklenmesine karar verilmiştir.[1]

2020 yılının son aylarında yayımlanan Avrupa Yeşil Mutabakatı Çağrı Programı ile on ana başlıktan oluşan ve çeşitli konuları kapsayan çözüm önerileri geliştirilmesi planlanmıştır. Sürdürülebilir tarım yöntemleri sağlamak, biyoçeşitliliği korumak, karbon emisyonunu azaltacak yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmak, sanayide çevre dostu üretim yöntemlerini benimsemek, inşaat sektörünün faaliyetlerinden kaynaklanan karbon emisyonunu en düşük seviyeye indirmek, çevre kirliliğinin ortadan kaldırılması için gerekli önlemleri almak gibi kilit noktalarda projeler geliştirilmesi için teşvik sağlanmaktadır.[2]

Avrupa Yeşil Mutabakatı Neden Önemlidir?

Yeşil Mutabakat çerçevesinde belirlenen hedefler tüm sektörleri kapsamaktadır. Ancak özellikle karbon emisyonunun artışında büyük payı olan ulaşım, inşaat, tarım ve enerji üretimi gibi sektörlerin Yeşil Mutabakat kapsamında öngörülen düzenlemelere uyumu büyük önem arz etmektedir. Bu sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin mutabakat kapsamında herhangi bir aksiyon almamaları durumunda ise vergi yükünün artacağı, pazardaki rekabet şansını yitireceği ve sektörel itibarını kaybedeceği düşünülmektedir.

Ayrıca, Yeşil Mutabakatın iklim sorununu çözmeye yönelik hedeflerinden biri olan Sınırda Karbon Düzenlemesi, bahsi geçen sektörlerde faaliyet gösteren şirketler bakımından iç operasyonlarını gözden geçirerek getirilen yeni düzenlemeler çerçevesinde eylem planı oluşturulmasını gerektirmektedir.

Yeni Vergi Yükü Şirketleri Nasıl Etkileyecek?

Karbon emisyonunun azaltılmasını hedefleyen Sınırda Karbon Düzenlemesi ile halihazırda karbon emisyonu için Avrupa ülkelerinde karbon emisyon tonu başına uygulanan vergilendirmenin artırılması ve Avrupa Birliği ile ihracat yapan Avrupa menşeili olmayan şirketlerin de Avrupa Birliği içerisindeki standartlara uyum sağlayarak kendi bünyelerinde yeni düzenlemeler yaparak iklim sorununun çözümüne katkıda bulunması amaçlanmaktadır. Böylelikle Avrupa Birliği’nin karbon emisyonunu 2030’a kadar %40 azaltma taahhüdünü Yeşil Mutabakat’ta yer alan %50-55 seviyesine kadar artırma hedefinin gerçekleştirilebilmesi söz konusu olacaktır.[3]

AB karbon sınır vergisi, AB üyesi ülke olup olmadığına bakılmaksızın AB pazarında faaliyet gösteren şirketlere doğrudan ya da dolaylı olarak uygulanacak bir vergi olarak karşımıza çıkmaktadır. Şirketlerin en büyük maliyet kalemlerinden birini oluşturan vergi yüküne sadece ihracat yapan şirketler değil, bu yolla mal temin eden Avrupalı üreticiler de katlanacaktır.

Yeşil Dönüşüm Rekabeti Nasıl Etkiler?

AB pazarında faaliyet gösteren şirketler çevre dostu teknolojiler ve yöntemleri entegre ederken yüksek maliyetlerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu dönüşüm sürecinde önceden aksiyon almış ülke ve şirketler ise rekabette daha ön planda yer almaya başladılar. Daha önce yük gibi görünen ancak sürecin devamında önemli bir zıplama tahtası haline gelen yeşil teknolojiler ve politikalar, bu planlamalara girmeyen şirketlerin baştaki avantajlarını negatif yönde etkilemiş ve zamanında yatırım yapmış şirketlerin rekabette büyük bir avantaj elde etmesini sağlamıştır. Bu durum özellikle rekabet güçlerini düşük işgücüne ve çevreye uyum maliyetlerini minimumda tutmaya dayandıran gelişmekte olan pazarlarda faaliyet gösteren şirketler için büyük bir risk doğurmaktadır.

Örneğin Polonya, Çek Cumhuriyeti, Almanya gibi fosil yakıtlara bağımlı ve yüksek karbon emisyonu bulunan ülkelerin geçiş sürecinin daha uzun ve zor olacağı göz önüne alındığında, Hollanda, İsveç ve Danimarka gibi daha önceden bu teknolojileri kullanmaya başlayan ülkelerin yakın zamanda pazarda hâkim konumda olacakları söylenebilir.[4] Bu noktada AB “Adil Geçiş Fonu” uygulamasını hayata geçirmeyi planlamaktadır. Ancak İspanya’nın öncülük ettiği bir görüşe göre, fonun Polonya ve Almanya gibi kömüre bağımlı ülkeleri daha önce yeşile dönmüş ülkeler üzerinden ödüllendirmemesi gerekmektedir.[5]

Türkiye’de Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın Yansımaları Nasıl Olacak?

Şüphesiz Türkiye, mutabakatın en çok yankı bulacağı ülkelerden biridir. Ticaret Bakanlığı 2020 verilerine göre toplam ihracatın %41,3’ü AB üyesi ülkelere yapılmaktadır. Türkiye ise AB’nin toplam ithalat ihtiyacının %3,4’lük kısmını karşılayarak AB’ye ihracat yapan ülkeler arasında 6. sırada yer almaktadır. [6]

Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat’tan etkilenebilecek paydaşlar ile yürüttüğü geri bildirim süreci çerçevesinde AB ile doğrudan veya dolaylı ilişki içerisinde olan ülkelere göre öngörülmesi gereken farklı düzenlemeler için etki analizi çalışması yapılmıştır. Türkiye, AB’nin Gümrük Birliği ortağı olması sebebiyle farklı bir konumda bulunmaktadır. Sınırda Karbon Düzenlemesi’ne ilişkin Avrupa Birliği’ne sunduğu ülke görüşünde Türkiye, AB’nin Dünya Ticaret Örgütü (“DTÖ”)ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi  (“BMİDÇS”) kapsamındaki yükümlülüklerini belirterek çekincelerini ve taleplerini ortaya koymuştur. [7]Buna göre:

  • Getirilecek kısıtlamaların tek taraflı yapılmaması ve AB’nin Türkiye ile iş birliği içinde süreci yönetmesi,
  • Türkiye’deki şirketlerin bu konudaki çabalarını destekleyecek ortaklıklar oluşturmaya odaklanılması,
  • BMİDÇS ilkeleri ışığında, Sınırda Karbon Düzenlemesi’nin Türkiye ve diğer ihracatçı ülkeler üzerindeki olumsuz etkilerinin önüne geçilebilmesi için her ülkenin farklı kapasite ve sorumluluklarının dikkate alınması,
  • Düzenleme’nin BMİDÇS ve DTÖ kural ve ilkelerine uygun olarak ticareti en az aksatacak ve keyfi veya gerekçesiz ayrımcılık ya da uluslararası ticarette gizli bir kısıtlama aracı oluşturmayacak şekilde uygulanması,
  • Gelişmekte olan ülkelerin ekonomik düzeyleri göz önüne alınarak adil, şeffaf ve öngörülebilir bir metodolojik yaklaşımın uygulanması,
  • Ulusal politikaların, iyi uygulamaların, düzenlemelerin ve sera gazı emisyonunun düşürülmesi amaçlı uygulanan yerel karbon fiyatlandırmaları ile vergilerinin dışında kalan vergilerin dikkate alınması,
  • Kapsayıcı bir finans mekanizmasının sağlanması ve hem AB hem de uluslararası fonların seferber edilmesini sağlamak için AB ile iş birliği fırsatlarının iyileştirilmesi talep edilmiştir.

İtibar Risklerini Nasıl Yönetebilirsiniz?

Yatırımcılar ve paydaşlar bir kurumu tercih ederken, kurumun maddi kaynaklarının yanı sıra itibarına da büyük önem vermektedir. İyi bir itibar, güvenilir bir kuruma işaret etmekle birlikte kurumun sosyal ve çevresel etkilerinin de pozitif olduğunu göstermektedir. Anlaşılacağı üzere bir kurumun itibarı, toplam pazar değerinin içindedir ve “itibarı yüksek firmalar kredibilitelerinin daha yüksek olmasına bağlı olarak, daha iyi fiyat belirleme imkânına sahip olmakta, yatırımcılar için çekim odağı olmakta, krizlerle daha kolay başa çıkabilmekte, hata yaptıklarında paydaşlarınca daha kolay affedilmekte ve nitelikli insanları kuruma çekme imkânları da artmaktadır.”[8] Yasal düzenlemeleri takip etme, kurumsal sosyal sorumluluk ve insanlığın ortak mirası çevreyi korumak konusunda proaktif bir şekilde çalışmayan bir kurumun itibarını tekrar kazanabilmesi için uzun yıllar harcaması gerekebilir. Bu nedenle itibar risklerini önceden doğru tespit edip en iyi şekilde yönetmeye çalışılmalıdır. Yeşil Mutabakat kapsamında şirketlerin alması gereken önlemlerden biri de Mutabakat’a zamanında uyumlu hale gelmediklerinde karşılaşabilecekleri itibar kaybıdır. Kurumların bundan kaçınması için ileride ortaya çıkabilecek bir uyumsuzluk durumunu önceden tespit etmeleri gerekmektedir. Bunun için de Avrupa Yeşil Mutabakatı Çağrı Programı’nda belirtilen başlıklar göz önünde bulundurularak yeni çevre dostu şirket politikaları ve stratejileri geliştirilerek risk en aza indirgenmelidir.

Şirketler Mutabakata Nasıl Uyumlu Hale Gelebilir?

Daha önce karbon emisyonu sorumluluğu gündeme gelmeyen ya da katı düzenlemelere tabi olmayan şirketlerin pazarda kalabilmeleri için hızlı bir dönüşüm geçirmeleri gerekmektedir.  Aksi durumda, emisyon yönetimini daha başarılı yapan şirketlerin rakiplerine karşı bir üstünlüğü doğacaktır. Piyasadaki rekabetten geri kalmamak adına yapabileceklerinizi 4 adımda takip edebilirsiniz:

  • Öncelikle şirketinizin karbon ayak izini net bir şekilde ölçümleyerek, doğru bir raporlama yöntemi kullanarak, risklerinizi ve yapmanız gerekenleri tespit ederek başlamalısınız. Mutabakat kapsamında alınmayan ancak gelecekte düzenlenmesi muhtemel kısıtlamalara da şimdiden hazırlıklı olmak, ilerleyen zamanlarda sizi daha avantajlı bir konuma getirecektir.
  • Bir şirketin karbon ayak izi, sadece kendisine bağlı değildir. Birlikte iş yaptığı üçüncü tarafların da karbon ayak izini azaltmasının, ana şirketin ve ürünün karbon ayak izinde de etkili olacağı düşünüldüğünde, üçüncü tarafların belirlenmesinde bu etkenin aktif bir rol oynaması gerekir. Doğru yönetilen bir süreçte muhtemel vergi artışları ya da sorumluluklar karşısında şirketler doğru üçüncü taraflarla iş birliği sayesinde rekabet avantajı oluşturabilirler.
  • Maliyet kaleminize karbon emisyon maliyetlerini eklemeye başlayabilirsiniz. Böylelikle gelecek düzenlemelere karbon emisyonu ücretlendirilmesi konu olursa önceden kaynak yarattığınız için bunu yönetmek daha kolay olacaktır. Ayrıca operasyonel kararlarda karbon maliyetini dikkate alma refleksinizin gelişmesine de yardımcı olacaktır.
  • Şirket politikalarınızı ve prosedürlerinizi karbon emisyonuyla ilgili yapılan düzenlemeleri göz önüne alarak oluşturun ve/veya güncelleyin. Bu şekilde oluşturulmuş proaktif politika ve prosedürler, belirli aksiyonların ne zaman devreye sokulması gerektiğini önceden planlamaya olanak tanıyacaktır.

Sonuç

Avrupa Yeşil Mutabakatı AB pazarına dahil olmak isteyen tüm ülkeleri ve şirketleri kapsayan bir uygulama olmakla birlikte toplumsal sonuçların da hızlı ve somut bir şekilde ortaya çıkmasını hedeflemektedir. Çevresel sorunların iyileştirilmesinin yanı sıra istihdam ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik projelerin hızlanacağı öngörülmektedir. Mutabakat dahilinde AB pazarındaki rekabet artacak ve yeşil dönüşüm stratejik bir önem kazanacaktır. Uluslararası arenada global ekonominin bir aktörü olarak yer almak isteyen herkesin bu değişime ayak uydurması, yeterli kaynak ayırması ve pazarla uyumlu kararlar alması gerekecektir.

[1] https://www.avrupa.info.tr/tr/news/ab-yesil-duzen-10029

[2] https://www.ab.gov.tr/yesil-mutabakat-green-deal-teklif-cagrisi-yayimlandi_52146.html

[3] https://globalcompliancenews.com/the-european-green-new-deal/

[4] https://www.politico.eu/article/eu-climate-law-sparks-political-battles/

[5] https://www.politico.eu/article/eu-climate-law-sparks-political-battles/

[6] https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/avrupa-birligi/yani-basimizdaki-dev-pazar-avrupa birligi#:~:text=%C3%9Clkemiz%2C%20AB’nin%20toplam%20ihracat%C4%B1ndan,ihracat%C4%B1m%C4%B1zda%20ilk%20s%C4%B1rada%20yer%20almaktad%C4%B1r

[7] AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması Etki Analizi-Ülke Görüşü_Ek_Turkey Views on CBA.pdf.pdf (ticaret.gov.tr)

[8] https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/654304

 

 

 

Yazar: Av. Altuğ Özgün,  Ece Mert, Ayşe Gönen Anaeli, Çetinkaya Avukatlık
Makalelerdeki görüş ve yorumlar yazar veya yazarlara ait olup , Etik ve İtibar Derneği’nin konu ile ilgili düşüncelerini yansıtmamaktadır.