Miras, bir gerçek kişiye ait olan ve bu gerçek kişinin ölüm anı itibariyle, aynı an içerisinde mirasçılarına geçecek malvarlığı, hak ve yükümlülüklerin toplamı olarak tanımlanabilecek hukuki bir kavramdır.

Miras, özel mülkiyetin süreklilik göstermesini sağlaması ve koruma altına alması sebebiyle mülkiyet hakkının en temel güvencelerinden birini teşkil etmektedir. Mirasın en temel özelliği, aile kavramının toplumun yapı taşı haline geldiği zamana kadar geri gidildiğinde dahi görülebilecektir. Roma İmparatorluğu döneminde mülkiyet sahipleri, Pater Familias (aile babası anlamına gelen latince kavram) aracılığıyla aileler olmuştur, bireysel mülkiyet söz konusu olmamıştır. Bunun bir sonucu olarak, bir aile üyesinin sahip olduğu malvarlığı, ölümünden sonra da üyesi olduğu ailenin mülkü olarak kalmıştır. Söz konusu sistemde bireylerin özgür iradesini sınırlandırılmış ve aile kavramını ön plana çıkarılmıştır. Yıllar sonra, bireyselleşmenin gelişimini takiben, bireyler yaşamları sırasında sahip oldukları malvarlığının kendilerinden sonraki sahiplerini belirleme konusunda daha yetkili hale gelmişlerdir. Liberal bir düşünce hareketleri de bu dönemde, bireylerin mirasçılarını belirlemek konusunda tam yetkiye sahip olması gerektiğini savunmuştur.

Günümüz itibariyle, Türk Medeni Kanunu[1] (“TMK”) da dahil olmak üzere birçok ülkenin mevzuatında, bireyin mirasçılarını belirleme hakkına öncelik veren karma bir sistem tercih edilmektedir. Bu sisteme göre, bireyler bir vasiyetname yazarak veya bir mirasçı atayarak mal varlıklarını, haklarını ve yükümlülüklerini kime bırakacaklarına karar verebilmektedirler. Her halükarda, TMK ölen kişilerin mirasından yararlanma konusunda belirli aile üyelerine koruma sağlamakta ve bireyin karar verme yetkisini sınırlandırmaktadır.

Mirasın kapsamı, yukarıda da belitildiği gibi, ölen kişinin hakları, yükümlülükleri ve mülkiyetidir. Türk hukukunda mülkiyet, ekonomik değeri olan, insan ve hayvan dışı fiziksel niteliğe sahip varlık olarak tanımlanmaktadır.

Mülkiyet hukukunun genel kurallarından biri olarak, kişiye sıkı sıkıya bağlı hak olan herhangi bir hak bir başka kişiye aktarılamayacaktır. Başka bir deyişle, bir kişinin ölümünün ardından, kural olarak, özel hukuk ilişkilerinin mirasçılarına intikali mümkündür; ancak kişisel haklar ölümle sona erecek ve mirasçılara devredilemeyecektir.

TMK’nın 599. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince, gayrimenkul ve diğer mülkiyet hakları, sınırlı ayni haklar, taşınır ve taşınmazlara ilişkin zilyetlikler, borçlar ve yükümlülükler mirasçılara intikal eden kalemlerdir. Söz konusu madde metninden anlaşılacağı üzere, intikal edecek hak ve yükümlülükler numerus clauses (sınırlı sayıda) olarak sayılmamaktadır, bunun bir sonucu olarak, Maddede bahsedilmeyen haklar da miras yoluyla intikal edebilecektir, örneğin fikri mülkiyet hakları mirasçılara devredilebilmektedir.

Mülkiyet kavramının kendisi de yıllar içerisinde değişim geçirmiştir, özellikle son on yıl içerisinde günlük yaşamı büyük ölçüde etkileyen teknolojik ve dijital gelişmelerin ortaya çıkmasına paralel olarak değişim yaşanmıştır. Dijital mülkiyet kavramı da söz konusu gelişmeler sürecinde ortaya çıkmıştır. Günümüzde, dijital mülkiyet en az dijital olmayan mülkiyet kadar değer teşkil etmektedir. Sosyal medya hesapları, işitsel ve görsel medya dosyaları, kripto para birimi hesapları, internet alan adları, online oyun karakterleri, e-ticaret web siteleri dijital mülkiyetin kapsamına dahil edilebilmektedir.

Türk mevzuatı çerçevesinde, dijital malvarlığı veya dijital miras kavramlarının hukuki statüsü henüz düzenlenmemiştir ve bu kavramlar hiçbir yasal düzenlemede tanımlanmamıştır. Buna rağmen, TMK’da malvarlığı türlerinin sınırlı sayıda belirlenmemiş olması sayesinde dijital malvarlığının vasiyetnamede belirtilmesi veya mirasçı atanması yollarıyla mirasçılara intikali mümkündür.

Dijital miras herhangi bir yabancı mevzuat kapsamında da henüz düzenlenmemiştir, ancak çeşitli yabancı mahkeme kararlarında bu kavramla karşılaşmak mümkündür. Bugün itibariyle, bazı uluslararası sosyal medya platformları, kullanıcılarına ölümlerini takiben hesaplarını yönetmek için bir kişi iletişim kişisi atama seçeneği sunmaktadır, bu henüz yasal bir prosedür haline gelmemiş olmakla beraber dijital mirasın yakın gelecekte bir hukuki mesele haline geleceğini bizlere göstermektedir.

Hukuki kavramların ve kanunların tarihi ve gelişimi düşünüldüğünde, çoğu zaman toplum yapısında ve günlük yaşam rutinlerinde yaşanan değişimlerin hukuki alandaki büyük değişim ve gelişimlerin başlangıcı olduğu ve hukuk sistemlerinin bu yola şekillendiği görülebilecektir. Mülkiyet kavramının gelişimi de en başından beri hukuk sistemlerinin özü olmuştur.

Sonuç olarak, dijital malvarlığı ve dijital miras kavramları Türkiye’de henüz herhangi bir mevzuata veya mahkeme kararına konu olmamıştır. An itibariyle, birey vasiyetname düzenleme veya mirasçı ataması yollarıyla dijital malvarlığını miras bırakabilmektedir. Bunun yanı sıra, yapılacak hukuki düzenlemeler ile dijital malvarlığının vasiyetnamede yer almasa dahi, ölüm anında mirasçılarına geçen bir malvarlığı tipi haline gelmesi beklenmektedir.

[1] 22.11.2011 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 8.12.2011 tarihli 24607 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

 

Kaynaklar
  1. 11.2011 Tarihli ve 4721 sayılı, 08.12.2011 tarihli ve 24607 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış Türk Medeni Kanunu
  2. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/599861
  3. Türk Özel Hukuku Cilt: 4 (Miras Hukuku), Prof. Dr. Mustafa Dural, Prof. Dr. Turgut Öz, Filiz Kitabevi, 2018.
  4. Dr. M. Kemal Oğuzman, Prof. Dr. Özer Seliçi, Eşya Hukuku, Filiz Kitabevi, 2017.

 

Yazan: Stj. Av. Berrak Su Kodal

Makalelerdeki görüş ve yorumlar yazar veya yazarlara ait olup , Etik ve İtibar Derneği’nin konu ile ilgili düşüncelerini yansıtmamaktadır.