Şık giyimli kadın ve erkeklerin bulunduğu devasa bir salon. Herkes ilk defa böyle bir organizasyonda ödül alan başarılı kadın sporcuyu alkışlamak için sabırsızlanıyor. Bahsettiğimiz kadın tüm zerafeti ile sahnede endam eden Norveçli ve Olympique Lyonnais’nin profesyonel futbolcusu olan Norveç’li Ada Hegerberg.

 

Avrupa’da Yılın Futbolcusu ödülü Ballon d’Or’un sahiplerini bulduğu törende ilk kez verilen ‘en iyi kadın futbolcu’ ödülüne layık görülen Hegerberg’i sahnede karşılayan sunucu konuşmaya başladığı zaman ise bütün salon bir anda buz kesiyor. Törenin sunucusu Fransız DJ Martin Solveig, Üç Şampiyonlar Ligi Kupası kaldıran başarılı sporcu Hegerberg’e son derece seksist bir soru yöneltmeden duramıyor. Ada Hegerberg’e sahnede “Twerk yapabiliyor musun?” diye soran Solveig daha sonra bu kötü şakasını kahkahalarla bitiriyor. Ada Hegerberg’in cevabı son derece net ve katı oluyor: “Hayır”. Daha sonra da sahneyi terk ediyor. Kameralar konuklara döndüğü zaman bütün hepsinin Fransızların ünlü milli futbolcusu Mbappe dahil son derece huzursuz oldukları açık olarak görülebiliyor.

Gelen tepkiler üzerine Martin Solveig bir özür yayınlayarak “Ada ile de konuştum. Bir şaka olduğunu anladığını söyledi.Yine de kırgın olan herkesten özür dilerim. En önemlisi Ada’yı ödül için tebrik ediyorum” dedi. ‘Twerk’ sorusuna gelen tepkilerin ardından Ada Hegerberg ise konu hakkında şu açıklamada bulundu: “Tören sonrası yanıma geldi ve böyle olduğu için çok üzgündü. Bunu cinsel taciz olarak değerlendirmedim.Ballon d’Or kazandığım için mutluyum.”

Hegerberg’in mütavazi davranması sonucu olay büyümeden kapanıyor fakat sonuç olarak bu olay spor dünyasında kadınlara uygulanan ayrımcılığın ve çirkin söylemlerin bir kanıtı olarak gündemde yer alıyor.

Fakat daha sonra İskoç tenisçi Andy Murray’in Instagram hesabında yazdıkları aslında konunun ne kadar derin olduğunu bir göstergesi idi. Murray “Kadınlar neden hala bu b..’la uğraşmak zorunda? Ödül alan erkek futbolcular Mbappe ile Modric’e hangi soruyu sordular, Ada’ya hangi soruyu? Futbolla ilgili bir şeyler olmasını umuyordum. İnsanların fazla tepki gösterdiğini, bunun bir şaka olduğunu düşünenlere sesleniyorum. Hayır bu bir şaka değildi!” diye yazdı.

Kadınların spor dünyasındaki en önemli sorunlarından biri de Kadın ve erkek sporcuların kazandıkları paralar arasındaki devasa fark. Çok çarpıcı bir örnek futboldan verilebilir.

ABD Kadın Milli Takımı 2015 yılında Dünya Kupasını kazanmayı başardı. Özellikle dünyanın diğer yerlerine göre farklı olarak kadın futbolunun erkek futbolundan hem daha başarılı hem de popüler olduğu ABD’de kadın milli oyunculara 2014 Dünya Kupasında sadece ilk 16’ya grime başarısı gösteren erkek meslektaşlarına göre 40 kat daha az para kazanıyorlar. Kadın oyuncular sadece 15 milyon dolar kazanırken erkek futbolcuların yıllık toplam geliri 576 milyon dolar olmuştu. Yine bu eşitsizliği organizasyonları düzenleyen FIFA’da sürdürdü. İlk 16’ye giren erkek takımı 10 milyon ödül alırken, Dünya şampiyonu olan ABD kadın milli takımı sadece 2 milyon dolar ödül alabildi.

Belki futbol bir “erkek” sporu olarak görülebilir ama bu eşitsizlik kadınların en az erkekler kadar popüler olduğu başka sporlarda da görülebiliyor. Buna en iyi örnek tenis verilebilir. Kadınların en fazla para kazandığı spor dallarından biri olarak ön çıkan tenisde bile eşitsizlik bitmiyor. Büyük turnuvalarda ödüller kadın ve erkekler için bütün büyük turnuvalarda eşit olarak dağıtılmasına rağmen gelir eşitsizliği teniste de devam ediyor.

Bireysel olarak gelir eşitsizliğine örnek vermek gerekirse en fazla para kazanan İngiliz kadın futbolcu olan Steph Houghton, yılda yaklaşık 65.000 sterlin kazanırken, ünlü İngiliz erkek futbolcu Wayne Rooney sadece haftada 300.000 sterlin kazanıyor.

Erkeklerde bir süre önce reklamlar ve sponsorlar eklendiği zaman en fazla para kazanan tenisçilerden birisi olan Roger Federer, en fazla para kazanan kadın tenisçi Serena Williams’dan iki kat daha fazla gelire sahip. Elbette bu gelir eşitsizliği kadın sporlarının erkek sporlarına göre daha az ilgi görmesi olarak gerekçelendirilebilir. Fakat burada aslında yumurta mı tavuktan gelir yoksa tavuk mu yumurtadan gelir ikilemi gibi bir soru ile karşı karşıya kalabiliriz. Çünkü kadın sporlarının medyada yer verilmesi konusunda da büyük bir eşitsizlik sözkonusu oluyor. Bu da doğal olarak kadın sporlarına kamuoyu tarafından gösterilen ilginin azalmasına sebep oluyor. Genel olarak da istatistikler bu durumu destekleyecek veriler sunuyor. İstatistiklere spordaki kadınların genellikle göz ardı edildiğini ve medyada kendilerine çok az verildiğini kanıtlıyor.

Kadınların spordaki yeri konusunda çalışmalar yapan Tucker Center for Research on Girls and Women in Sport’un yaptığı araştırmaya göre sporcuların %40’ı kadın olmasına rağmen kadın sporları tüm spor medyası içeriklerinin yalnızca% 4’ünde yer alıyor. Yine ABD’de yayın yapan dört büyük gazete (USA Today, Boston Globe, Orange County Register ve Dallas Morning) üzerinde yapılan bir çalışmada kadınların yer aldığı spor haberleri, tüm spor haberlerinin sadece% 3,5’ini oluşturuyor. Üstelik bu çalışmanın kadın sporculara görece olarak daha fazla yer verilen ABD medyası için yapıldığını düşünürsek sonuç çok daha trajik oluyor.

Doğal olarak bu istatistikler kadınların yer aldığı sporları olumsuz yönde etkiliyor. İlk olarak medyada daha az yer alması sonucunda kadın sporlarına daha az izleyici, daha az hayran ve daha az ilgi doğuyor. Yine bunun sonucunda daha az izleyici, hayran ve ilgi, çok daha az reklam ve sponsor ile neticeleniyor. Bu da doğal olarak daha az para demek. Bunun sonucunda birkaç iyi kadın sporcunun spor veya iş dünyası arasında kariyer yapmak arasında seçim yaparken doğal olarak spordan vazgeçiyor.

Women in Sport isimli kadın kuruluşunun yaptığı araştırmaya göre spor endüstrisindeki kadınların% 40’ı cinsiyetleri nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldıklarını belirttiler. Araştırmaya katılan erkek meslektaşlarının % 72’si ise böyle bir eşitsizlik görmediklerini iddia ettiler.

Bunun yanı sıra kadınlar sporda genel olarak önyargılarla da uğraşmak zorunda kalıyorlar. Kadınların her türlü sporda gereken fiziksel ve mental güce sahip olmadıkları ve dayanıksız olduklarına dair önyargı hiçbir zaman eksik kalmıyor. Oysa son yıllarda yapılan araştırmalar bu önyargıların birer safsata olduğunu ortaya çıkarıyor.

Sporda kadınlara karşı yapılan ayrımcılık sadece kadın sporcuları kapsamıyor. Bunun yanı sıra spor endüstrisinde yer alan Women in Sport isimli kadın kuruluşunun yaptığı araştırmaya göre spor endüstrisindeki kadınların% 40’ı cinsiyetleri nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldıklarını belirttiler. Araştırmaya katılan erkek meslektaşlarının % 72’si ise böyle bir eşitsizlik görmediklerini iddia ettiler.

Women in Sport’un Genel Sekreteri Ruth Holdaway, kadınların% 30’unun daha vahim olarak işyerindeki bazı erkeklerden uygun olmayan davranışlarla karşılaştıklarını itiraf ettiklerini belirtti.

Araştırmada ayrıca spor endüstrisinde cinsiyet farkı yüzünden gelir eşitsizliği, değersiz hissetirme, kadınların daha üst düzey görevlere ilerlemeleri için fırsatların eksikliği ve dışlanma gibi sorunların da varlığı kanıtlanmıştı.

Cinsiyet ayrımcılığının bütün kültürlerde ve bütün sektörlerde kadınların önünde bir engel oluşturduğu yapılan farklı araştırmalarla ortaya çıkıyor. Fakat bu konuda tüm dünyada yeterli olmasa da önemli mesafeler alındığı görülüyor. Elbette cinsiyet ayrımcılığının tamamen ortadan kalktığı bir dünyaya daha çok yolumuz var fakat kadınların tüm sektörlerekatılımı hususunda yerleşik algılar tamamen ortadan kalkmasa da değişmeye başladığı gözleniyor. Kadınlar bir zamanlar sadece erkeklerin kontrolünde olan bir çok alana girmeyi başarıyorlar ve çok da başarılı oluyorlar. Artık farklı bir dünyaya erkeklerin alışması gerekiyor.

 

Yazı: Dr. Bahar Karacar, TEİD Proje ve Eğitim Koordinatörü

Makalelerdeki görüş ve yorumlar yazar veya yazarlara ait olup , Etik ve İtibar Derneği’nin konu ile ilgili düşüncelerini yansıtmamaktadır.