Artık hepimizin hayatının bir parçası haline gelen akıllı telefonlar bilgisayarların yerini alırken, akıllı telefonların hızları ve bellekleri Apollo Guidance Computer’ın milyonlarca katı kapasiteye çıktı ve telefonların ağırlıkları ise birkaç yüz grama düştü.

Yıl 1969. ABD ile Rusya arasında yaşanan soğuk savaşta rekabetin önemli bir ayağı da uzayda yaşanıyordu. Neil Armstrong ve ekibi Apollo 11 uzay aracı ile aya ilk defa ayak basan kişi olmaya hazırlanıyordu. Herkes haber almak için televizyon/radyo başında bekliyor veya gazetelere bakıyordu. Ülkemizde tek kanallı dönemde vatandaşlarımız o günün deyimiyle ajanstan haber alırken “İnsan için küçük, ancak insanlık için çok büyük bir adım atılmıştı”

1969’da aya gitmeye yarayan teknolojide kullanılan Apollo Guidance Computer yaklaşık 30 kg ağırlığında, 0.043MHz hıza ve 64 kilobyte belleğe sahipti.[1] Apollo 11 mürettebatının 356 bin km gidip dünyaya dönmesini sağlayan bu bilgisayar sistemi, günümüzde bilgisayarla çalışan bir tost makinesinin işletim sisteminden daha geriydi.[2]

Artık hepimizin hayatının bir parçası haline gelen akıllı telefonlar bilgisayarların yerini alırken, akıllı telefonların hızları ve bellekleri Apollo Guidance Computer’ın milyonlarca katı kapasiteye çıktı ve telefonların ağırlıkları ise birkaç yüz grama düştü. Üstelik şu anda akıllı telefonların gelişmiş ses ve kayıt teknolojileri ile hem röportaj yapma hem video kaydetme hem de kaydedileni canlı yayın üzerinden yayınlama hakkına sahibiz. Artık herkes bir medya içerik üreticisi ve herkes her an medya izleyicisi durumunda. Akıllı telefonlar ile sürekli çevrim içi haber alan ve haber yaratan, mobil habercilere  dönüştük.

Günümüzde İnternet:

Her yıl yayınlanan Wearesocial Digital 2020[3] raporuna göre dünya üzerinde 4,5 milyar insan internet, 3,8 milyar insan da aktif sosyal medya kullanmakta ve bu oran gün geçtikçe artmaktadır.

İnternette bir saniyede ise:[4]

  • 976 Instagram paylaşımı
  • 475 Skype Araması
  • 148 Google Araması
  • 003 YouTube video izlemesi
  • 371 GB İnternet Trafiği
  • 000.000’dan fazla WhatsApp Mesajı[5]
  • 889.090 E-posta

trafiği gerçekleşmektedir ve bu oran bu yazının yazıldığı tarih ile okunduğu tarih arasında artarak değişecektir.

 

Bill Gates’in bundan 24 yıl önce yazdığı 1996’da yazdığı makalede geçen “içerik kraldır” ve “İnternet ucuzlayıp yaygınlaştıkça farklı ülkelerde kritik bir yerel içerik kütlesi elde edecek ve dünyayı süpürecek” tespitleri gerçekleşmiştir

 

Veriyi Kontrol Eden Geleceği Kontrol Eder!

Dünyanın en büyük taksi şirketi Über’in tek bir taksisi olmadığı gibi, yukarıda bir saniyede trafik verisi verilen dünyanın en büyük dijital medya şirketleri hiçbir içerik üretmemekte sadece kullanıcıların içerik paylaşması için uygun ortam yaratmaktadır. Hatta popüler içerik üreten kişilere bu şirketler tarafından reklam geliri alma yolu açılmıştır. Bill Gates’in bundan 24 yıl önce yazdığı 1996’da yazdığı makalede geçen “içerik kraldır” ve “İnternet ucuzlayıp yaygınlaştıkça farklı ülkelerde kritik bir yerel içerik kütlesi elde edecek ve dünyayı süpürecek” tespitleri gerçekleşmiştir[6]. Dolayısıyla haberleri ön incelemeden geçiren televizyon radyo gibi kurumların izlenme/dinlenme pastasındaki yeri git gide yerini kontrolsüz bir internet medyasına bırakmıştır. Haberlerin içerikleri büyük dijital medya şirketleri tarafından yeterli miktarda incelenmediğinden reklam pastasından nasiplenmek isteyen bir takım kötü niyetli kişiler sahte haberler ile kazanç elde etmeye başlamışlardır.

2016 yılında Oxford Sözlüğü tarafından yılın sözü olarak seçilen post-truth (gerçeklik sonrası) kavramına göre kamuoyunu belirlemede sübjektif gerçekler, duygulardan ve kişisel kanaatlerden daha az etkili olmaktadır. Bu durum özellikle politikada, seçimler döneminde ortaya çıkmakta ve Facebook gibi sosyal medyalarda politik yayın yapılan sayfalarda %38’e varan sahte haberlerin paylaşıldığı hatta belli bir politik görüşe tabi olan kullanıcıların sahte haber olsa da kendi görüşlerine uygun haberlere daha çok rağbet ettiği görülmüştür.[7] Birçok gözlemciye göre iki büyük vaka, yakın zamanda Brexit ve ABD Başkanı Trump’ın seçim döneminde ortaya çıkmıştır. Kötü niyetli yalan haberlerin serbest dolaşımı, kontrollerin etkisizliği, popülist propaganda etik haberciliğin yerine gerçeklik sonrası dönem ele geçirmiştir. Yapılan araştırmalara göre bir haberin tüm dünyada viral olması için sadece 60 dakika yeterli olmaktadır.

Özellikle toplumların yeteri kadar bilgi sahibi olamadığı doğal afet, salgın gibi panik uyandıran durumlarda yalan haberlerin paylaşım oranları artmaktadır. Günümüzün en önemli gelişmelerinden olan Corona virüsü hakkında sürekli sahte haberler çıkmakta, hatta sahte haberler virüsten daha hızlı yayılmaktadır.[8] Yakın zamanda Afrika’da yapılan bir araştırmaya göre Corona virüsünden korunma yolları arasında sayılan “sakal traşı olmak lazım” gibi sahte haberler çok hızlı bir şekilde yayılmış ve bir çok kişi bu haberleri paylaşmıştır.[9]

Sahte Haberleri Farketme Yolları:

  • Bilgi kontrol eden web sitelerini kullanın.
  • Haber kaynağını kontrol edin. Garip alan adlarına sahip web siteleri genellikle gerçek haber kaynaklarının sahte sürümleridir.
  • Başka bir yerde bildirilmeyen hikayelere dikkat edin. Şok edici, aşırı veya şaşırtıcı bir olayın başka bir kaynağı olacaktır. Değilse, şüpheli olun.
  • Bir yazar veya kaynak için herhangi bir atıf yoksa dikkatli olun.
  • Haberin tarihini kontrol edin. Sahte haber paylaşanların en sevdiği yöntemlerden biri de eski hikayeleri veya fotoğrafları sanki yeniymiş gibi yeniden paketlemektir.
  • Son olarak, hiciv diye bir şey olduğunu unutmayın. Tüm sahte ürünler kötü amaçlı değildir. Hatta bazıları eğlence amaçlı olabilir. Örneğin, İngiltere’nin önde gelen hiciv haber dergisi Private Eye, zaman zaman sahtekarlık yapan editoryal içeriği eğlendirmenin yanı sıra, gerçeklere dayalı bazı araştırmacı gazetecilik yapmış, ancak kendisini dolaşan “sahte haber” siteleri listesinde

bulmuştur.

 

Bir örnekle açıklamak gerekirse işyerinde sizi sevmediğini ve işten çıkarmak istediğini düşündüğünüz yöneticinizin tüm hareketlerini bu düşünce kapsamında değerlendirme ve önyargınızı ispat için bilmeden diğer verileri objektif değerlendirmeme durumudur.

 

Sahte Haberler ve Psikoloji:

Sahte haberlere inanma isteğimiz psikoloji ile direkt bağlantılıdır. 2019 yılında Journal of Experimental Social Psychology (Deneysel Sosyal Psikoloji Dergisi) tarafından yayımlanan bir araştırma raporunda, bu yazının başında belirtilen “aya yolculuğun aslında hiç gerçekleşmediği ve ABD’nin dünyayı kandırdığına ilişkin komplo teorilerine inanma isteğinin ardında psikolojik faktörlerin olabileceğine işaret edilmektedir.[10] Ayrıca psikolojide insanın rasyonel karar vermesinde bir yanılgı olarak sayılan doğrulama önyargısı (confirmation bias) [11]kuramına göre kişinin bir düşünmeye inanmasının ardından karşısına gelen tüm bilgi ve olayları farkında olmadan bu düşünce ve fikirlerini desteklemek için kullanması kuramıdır. Bir örnekle açıklamak gerekirse işyerinde sizi sevmediğini ve işten çıkarmak istediğini düşündüğünüz yöneticinizin tüm hareketlerini bu düşünce kapsamında değerlendirme ve önyargınızı ispat için bilmeden diğer verileri objektif değerlendirmeme durumudur.

Bununla paralel olarak gerçekliği kanıtlanmamış olsa bile, henüz kimsenin farkında olmadığı provakatif bir haberi yaymak; aidiyet ve sosyal kabul edilme isteğimiz ile ilgilidir. Birçoğumuz iş yerinde bilgimiz ile ilgi odağı olmak, gelişmelerin farkında olmak ya da bilgi sahibi olduğumuz için beğeniler almak isteriz. Bu şekilde, çalışanlar gerçek olmayan şeyler için bile ödüllendirilebilir ve bazen ne kadar kışkırtıcı olursanız, o kadar çok beğeni, kahkaha veya hayranlık duyarsınız.[12]

 

Veri akışını kontrol eden liderler çalışanlarının sahte haberlere ve doğrulama önyargısına düşmesini engelleyerek şeffaf bir iletişim kültürü aşağıda sayılan bir dizi önlemi almaları ile iş yerinde uzun dönemli başarıya hizmet edecek huzur ortamını yaratabileceklerdir

İş Yerinde Sahte Haberler:

Yapılan araştırmalara göre sahte haberler çalışan bağlılığına zarar verme ve işyerinde dedikodu ve işyerine ortamına zarar veren toksik kültürün artışına hizmet etmektedir. Şirket yöneticileri için artık etik liderlik “olsa iyi olur” şeklinde bir seçenek olmayıp bir zorunluluğa dönüşmüştür. Şirketlerin sadece finansal hedef sonuçlarına önem vermeyip, çalışanların ruh sağlıklarını gözeten, empatiyi kullanan duygusal zekaya sahip ve doğruluğa önem veren etik liderlere ihtiyaçları vardır. Şirketler için dijital etik; sonuçları doğrudan etkileyen, şirketlere etik ve politikalara yerleştirmeye iten, şirket kültürüne yeniden odaklanan ve çabalarının etkisini ölçmenin yollarını arayan bir zorunluluk olacak ve dijital etiğe yatırım yapan şirketler çalışan bağlılığını arttıracak, yeni yetenekleri kendilerine çekerek uzun dönemde süreklilik ile kazanan şirketler olacaktır. Veri akışını kontrol eden liderler çalışanlarının sahte haberlere ve doğrulama önyargısına düşmesini engelleyerek şeffaf bir iletişim kültürü aşağıda sayılan bir dizi önlemi almaları ile iş yerinde uzun dönemli başarıya hizmet edecek huzur ortamını yaratabileceklerdir.

İş Yerinde Sahte Haberler İle Mücadele Yolları:

  • Şirket içine ve şirket dışına haber paylaşmakla yetkili bir iletişim departmanı veya yetkilisi belirleyin
  • Şirket içinde açık iletişim dili oluşturun ve şirket içinde tüm çalışanlara bilgi akışını kontrol edin.
  • Üst yönetim tarafından düzenli bilgilendirme toplantıları (townhall) düzenleyin
  • Şirket içinde dedikodu ortamının oluşmasına engel olacak şeffaf yönetim anlaşıyı benimseyin.
  • Sürekli geleneksel medya veya internet medyasındaki haberleri kontrol etmek amaçlı PR desteği alın.
  • Üst yönetim desteğini alın ve şirket içinde şirket kültürü ve doğruluk alanında görev almaya yetkili Kültür Elçileri & Doğruluk Elçileri gurupları kurun.
  • Şirket içinde sosyal medya kullanım ve şirket haberleri paylaşımı için politikalar oluşturun.
  • Çalışanlara sahte haberler ve dijital medya etiği hakkında sürekli eğitimler verin. Reaktif olmak yerine proaktif ve sakin kalarak haberlere inanmadan ve paylaşmadan önce özenli inceleme (due diligence) gereğinden bahsedin.

[1] https://www.realclearscience.com/articles/2019/07/02/your_mobile_phone_vs_apollo_11s_guidance_computer_111026.html

[2] https://www.dijitalx.com/2017/08/09/insanligi-aya-cikaran-teknoloji-bir-usb-bellegi-doldurmuyor/

[3] https://wearesocial.com/digital-2020

[4] https://www.internetlivestats.com/one-second/

[5] https://www.weforum.org/agenda/2018/03/internet-minute-whatsapp-facebook-emails/

[6] https://grigundem.com/content-is-the-king-f8b0ee861baa

[7] https://www.buzzfeednews.com/article/craigsilverman/partisan-fb-pages-analysis#.ej1x5V25d

[8] https://www.vanityfair.com/news/2020/03/coronavirus-is-creating-fake-news-nightmarescape-social-media

[9] https://www.bbc.com/news/world-africa-51710617

[10] https://www.bbc.com/turkce/haberler-50392427

[11] https://www.psychologytoday.com/us/blog/science-choice/201504/what-is-confirmation-bias

[12] https://www.fastcompany.com/90387088/this-is-how-to-fight-fake-news-at-work-in-a-post-trust-era

 

 

Yazarlar: Av. Altuğ Özgün

 

Makalelerdeki görüş ve yorumlar yazar veya yazarlara ait olup , Etik ve İtibar Derneği’nin konu ile ilgili düşüncelerini yansıtmamaktadır.