Literatürde menfaat çatışması olarak da adlandırılan çıkar çatışması, bir kişinin kendi çıkarı ile hukuki ilişki içinde olduğu bir başkasının çıkarının ya da hukuki ilişki içinde olduğu iki ya da daha fazla kişinin her birinin diğeri ile olan çıkarlarının karşı karşıya gelmesidir[1].

Hayatın her alanında farklılıkların ve ihtilaflardan dolayı çatışmaların olması kaçınılmazdır. Şirketlerde de benzer şekilde çıkar çatışmalarının ortaya çıkması olağandır. Milletlerarası Ticaret Odasının yayımladığı İşletmelerde Çıkar Çatışmaları Rehberi’nde çıkar çatışması; bir çalışanın (veya akrabalarından birinin) çalışan olarak (potansiyel açıdan) görevlerini işletmenin yararına veya zararına nesnel bir şekilde yerine getirmesini etkileyen veya etkilediği görülen özel veya kişisel, doğrudan veya dolaylı bir çıkarının olduğu bir durum olarak belirtilmektedir.

Çıkar çatışması durumları, iş hayatında işletmenin her yapı taşında ve yönetim seviyesinde karşımıza çıkabilmektedir. Küreselleşen iş dünyasında, 2000’li yıllardan sonra Enron, Worldcom, Parmalat, Siemens ve Volkswagen gibi büyük şirketlerdeki yolsuzluk skandalları ve iflasların arkasında şirket yönetimlerinin etik olmayan uygulamaları ve özellikle hissedarlar ve yöneticiler arasında yaşanan çıkar çatışmaları temel nedenler olarak gösterilmiştir[2]. Bu gelişmeler ışığında, birçok ülke ve düzenleyici kuruluş gelecekte yaşanması muhtemel skandallara ve krizlere karşı Sarbanes – Oxley Kanunu gibi tedbirler alarak kurumsal yönetim, iş etiği ve iç kontrol sisteminin güçlendirilmesi konularıyla ilgili çeşitli düzenlemeler yapmıştır.

Çıkar çatışması; bir eylemden ziyade tabiri caizse çalışanın şirketlerdeki yolsuzluk sahası ile etik sahası arasına sıkışıp arada kaldığı, eyleme dönüşmemiş bir durumu veya etik dışı davranış için potansiyel bir konumda olmasını ifade eder

Yolsuzluk Sahası ve Etik Sahası Arasında Çıkar Çatışmaları

Şirketlerde rüşvet ve yolsuzlukla mücadele programlarının geliştirilmesinde dikkate alınması gereken özellikli alanlardan biri olan çıkar çatışmaları, Uluslararası Suistimal İnceleme Uzmanları Birliğinin hazırladığı suistimal ağacına göre suistimalin üç temel çeşidinden biri olarak görülen yolsuzluk suistimallerinin altında sınıflandırılmaktadır. Çıkar çatışması; bir eylemden ziyade tabiri caizse çalışanın şirketlerdeki yolsuzluk sahası ile etik sahası arasına sıkışıp arada kaldığı, eyleme dönüşmemiş bir durumu veya etik dışı davranış için potansiyel bir konumda olmasını ifade eder. Çıkar çatışması; çalışanın etik dışı davranışlara neden olabilecek bir durum ve yerde olduğuna işaret etmekte ancak mutlaka etik dışı davranışın veya yolsuzluğun gerçekleşeceğini söylememektedir. Çıkar çatışması yaşayan bir çalışanın, şirketin çıkarlarını kendi şahsi çıkarlarından üstün tutması pekâlâ mümkündür. Yaşanan çıkar çatışması durumlarının en mühim etkisi, kişisel ve mesleki kararlarda kendisini göstermektedir. Bu sebeple, çıkar çatışmasının, görevin tarafsız ve objektif bir şekilde yerine getirilmesini etkileme ihtimali bulunmaktadır. Bununla birlikte çıkar çatışması durumu görevi etkilemese bile diğer çalışanlar, alınan kararlarda özel çıkarların gözetildiğini düşünebilir ve çalışanların şirkete olan güvenleri sarsılabilir. Hizmet veya işlemin niteliğine ve hitap ettiği kitlelere göre; toplum veya diğer paydaşlar tarafın dan da hoş karşılanmayacağı için, bir çıkar çatışmasına maruz kalınması “riskli” bir durumdur[3]. Çalışan, özel bir çıkarının çalıştığı şirketin meşru çıkarını etkileme riskinin bulunduğu ya da riski varmış gibi görünen bir durumla karşı karşıya kalmaktadır.

Bu anlamda her zaman olumsuz sonuçlara neden olmasa da etik dışı davranış veya yolsuzluğun gerçekleşmeden önceki olası bir adımı olarak nitelendirebileceğimiz çıkar çatışmaları, önlendiği ve etkin bir şekilde yönetilebilir. Bu durumda çıkar çatışmalarının şirketlere risk gerçekleşmeden önce proaktif olarak çözüm oluşturma ve tedbir alma imkânı sunmasından ötürü önleyici ve risk azaltıcı bir fonksiyona haiz olduğu söylenebilecektir.

İş hayatında her zaman çıkar çatışmalarının olmasını önlemek veya engellemek mümkün olmayabilir. Bütün tedbirlere rağmen çıkar çatışması söz konusu oldu ise artık yönetilmesi gereklidir.

 

Çıkar Çatışmalarını Önlemek İçin Yapılması Gerekenler

Çıkar çatışmalarının önlenmesinde en temel gereklilik, dürüst ve sorumlu davranmanın şirket içerisinde bir değer olarak içselleştirilmesidir. Bunun için de üst yönetim sahipliği ile birlikte güven esasına dayalı bir kurum kültürü, güçlü bir kurumsal yönetim işleyişi, etkin bir iç kontrol sistemini, eğitimler ve farkındalık artırıcı iletişim aktiviteleri ile sağlıklı işleyen bildirim kanallarının yanı sıra yazılı süreçlerle bütünleşmiş etik bir iş modeli ve etkili bir denetim-yaptırım mekanizması önemlidir. Çıkar çatışmalarının önlenebilmesini teminen şirketlerin büyüklükleriyle orantılı bir şekilde çıkar çatışmalarını en aza indirecek organizasyonel yapılanmayı ve karar alma süreçlerini oluşturması; personelin kendi arasında ve personelle hizmet verdiği kişiler arasında çıkabilecek çıkar çatışmalarını tanımlaması; çıkar çatışmalarına yol açabilecek iş süreçlerindeki potansiyel noktaları tespit etmesi; çıkar çatışmalarının önem arz ettiği durumlara ilişkin riskleri izlemesi ve bağımsız kontrol süreçlerine tabi tutması; çıkar çatışmalarının önlenmesi için alınabilecek tedbirleri ve çıkar çatışmalarının önlenememesi durumunda izlenecek prosedürleri içeren yazılı “çıkar çatışması politikası” oluşturarak bu politikayı yönetim kurulu kararına bağlaması gereklidir. Dolayısıyla bu çalışma belli bir zaman diliminde tamamlanarak sonlandırılacak bir konu olmayıp çalışmanın, etik ve uyum konuları ile bütünleşik bir program dâhilinde yürütülmesi isabetli olacaktır. Değişen koşullar ve daha da önemlisi şirket faaliyetleri ile ürün ve hizmetlerinin değişken ve formunu sürekli yenileyen vasfı karşısında gözetilmeli ve gözden geçirilmelidir[4].

İş hayatında her zaman çıkar çatışmalarının olmasını önlemek veya engellemek mümkün olmayabilir. Bütün tedbirlere rağmen çıkar çatışması söz konusu oldu ise artık yönetilmesi gereklidir. Çıkar çatışmalarını önlemek ve kaçınmak mümkün olmadığında etkin bir şekilde yönetmek için makul bir durum değerlendirmesi yaparak gerekli aksiyonları almak mühimdir. Bu bakımdan çıkar çatışmalarının etkin bir şekilde yönetimi; işlemin niteliğine, somut olayın özelliğine ve kapsamına göre genel itibarıyla vazgeçme, kaçınma, açıklama – bildirim, kısıtlama, rotasyon, üçüncü bir kişinin görevlendirilmesi, işten çekilme, reorganizasyon, istifa veya iş ilişkisinin sonlandırılmasına varana kadar giden yöntemlerin uygulanmasını gerektirebilir[5].

Çıkar çatışmalarının karar alma süreçlerini bozabileceği, uygunsuz sonuçlara yol açabileceği ve dolayısıyla şirketlerin ve piyasaların işleyişine zarar verebileceği açıktır. Ancak çıkar çatışmalarını erken davranıp engellemeye ve yönetmeye yönelik düzenlemeye doğru yönelen eğilimin de bir bedeli vardır. Tüm çıkar çatışmaları ortadan kaldırılsa bile esneklik kaybı, hantallık, karar alma süreçlerinin zorlaşması ve nitelikli personelin uzmanlığından yararlanılamaması ile denetim artışıyla ortaya çıkan maliyet bunun yapılmasına değmeyebilir. Bu nedenle salt katı kural ve kısıtlamaları tercih eden bir yaklaşımı savunmanın da yerinde bir uygulama olmayacağı düşünülmektedir. Bunun yanında çıkar çatışmasının önlenmesine ilişkin çalışmalar ve uygulamalar, yanlış anlama ve yorumlamalara zemin oluşturmamalı ve çalışanlar arasında güvensizlik olarak değerlendirilerek kuruma olan bağlılık ve aidiyet duygusunu zedelememelidir. Çıkar çatışmalarının önlenmesi ve etkin yönetimi açısından genel kabul görmüş çözüm yöntemlerinin ülkemizin dokusuna ve kültürüne uygun sosyal, ahlaki ve idari yapı dikkate alınarak değerlendirilmesi de önemli görülmektedir.

Sonuç itibarıyla, şirketlerde çıkar çatışmalarını önlemeye veya minimize etmeye yönelik gerçekçi, uygun ve orantısal çözümler geliştirilerek tedbirler alınmalı ve kurumsal yönetim, iç kontrol ve etik fonksiyonu ışığında bütüncül bir yaklaşımla yönetilmelidir.


[1] Usca, E. (2007). Yatırım Danışmanlığı ve Çıkar Çatışması. Ankara: Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (Doktora Tezi).

[2] Gülay, İ., & Gülay, B. (2014). Kurumsal Yönetimlerde Finansal ve Etik Kararlar. Maltepe Üniversitesi · İletişim Fakültesi Dergisi, 1(1), s. 32.

[3] Uluslararası Şeffaflık Derneği. (2016, Mart). Özel Sektörde Yolsuzlukla Mücadele Rehberi.

[4] Akçaoğlu, V. D. (2019). Kurumsal Yönetim, İç Kontrol ve Etik Üçgeninde Bankacılıkta Çıkar Çatışmalarının Yönetimi. Uluslararası Bankacılık Ekonomi ve Yönetim Araştırmaları Dergisi. Cilt:2 Sayı:1., 31-64.

[5] Balkan, B. (2018). Etik Yönetimi Açısından Çıkar Çatışmaları; Türk Bankacılık Sektörü Üzerine Bir Değerlendirme. 1.Uluslararası Bankacılık Kongresi Bildiriler Kitabı. Ankara: Başkent Üniversitesi.

 


Makalenin devamı ve daha fazlası için tıklayınız.

Yazar: Vahdet Deniz AKÇAOĞLU
Kaynak: INmagazine 18. Sayı